Boşanma sebebinin genel ifadelerle anlatılması
“Geçinemiyoruz” veya “beni üzdü” şeklindeki soyut açıklamalar yeterli değildir. Olayların tarihi, gerçekleşme biçimi ve evlilik üzerindeki etkisi açıklanmalıdır.
Nişanlanma ve evlenmeden anlaşmalı veya çekişmeli boşanmaya; velayet, nafaka, aile konutu, mal rejimi, soybağı, evlat edinme ve koruma tedbirlerine kadar aile hukukuna ilişkin süreçler.
Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma, kusur ile maddi ve manevi tazminat
Çocuğun üstün yararı, kişisel ilişki ve nafaka türleri
Katılma alacağı, değer artış payı, ziynet ve konutun korunması
6284 tedbirleri, babalık, evlat edinme ve dava süreçleri
Aile hukuku; nişanlanma ve evlenmeden boşanmaya, velayet ve nafakadan eşler arasındaki mal rejimine, aile konutundan soybağı ve evlat edinmeye kadar aile ilişkilerinden doğan hak ve yükümlülükleri düzenler. Eşler arasında uyuşmazlık ortaya çıktığında yalnızca boşanma talebi değil; çocukların durumu, geçici nafaka, aile konutunun kullanımı, malvarlığının korunması ve şiddet riski de birlikte değerlendirilmelidir. Boşanma düşünülüyorsa yazışmalar, banka kayıtları, tapu ve araç bilgileri, sağlık kayıtları, çocukların eğitim belgeleri ve diğer deliller hukuka uygun biçimde korunmalıdır.
Aile hukukunun temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’dur. Bunun yanında 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu somut uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanır. Aile hukukundan doğan dava ve işlere kural olarak aile mahkemeleri bakar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Aile hukuku yalnızca boşanma davalarından oluşmaz. Evlilik kurulmadan önce başlayan nişan ilişkisi, evlilik birliği içindeki mali ve kişisel yükümlülükler, çocuklarla ilgili kararlar ve evliliğin sona ermesinden sonraki sonuçlar da bu alanın kapsamındadır.
Aile hukuku kapsamında başlıca şu konular ele alınır:
Evlilik öncesi ilişkilerden boşanmanın kişisel ve mali sonuçlarına, çocukların korunmasından aile konutu, mal rejimi, soybağı ve şiddet tedbirlerine kadar süreçler belge, süre ve görevli merci yönleriyle değerlendirilir.
Eşlerin talepleri, çocukların üstün yararı, güvenlik riski, ekonomik durum, malvarlığı kayıtları, deliller ve kanuni süreler birlikte incelenir.
Boşanma talebi; velayet, nafaka, konut kullanımı, malvarlığı, tazminat ve koruma ihtiyacıyla birlikte değerlendirilir.
Yazışmalar, banka ve tapu kayıtları, sağlık belgeleri, eğitim kayıtları ve diğer delillerin hukuka uygunluğu kontrol edilir.
Velayet, kişisel ilişki ve nafaka konularında ebeveynlerin taleplerinden önce çocuğun güvenliği ve gelişimi esas alınır.
Geçici önlemler, 6284 sayılı Kanun tedbirleri, hak düşürücü süreler, görevli mahkeme ve dava aşamaları önceden belirlenir.
Nişanlanmadan evliliğe, boşanmadan velayet ve mal rejimine kadar karşılaşılabilecek başlıca hukuki konular aşağıda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Nişanlanma, evlenme vaadiyle kurulan hukuki ilişkidir. Nişanlılık tarafları evlenmeye zorlayan bir sözleşme değildir. Bir kişi nişanlandığı gerekçesiyle evlenmeye mecbur bırakılamaz ve evlenmekten kaçınması nedeniyle önceden kararlaştırılmış bir ceza ödemeye zorlanamaz.
Nişan haklı bir neden bulunmadan bozulmuş veya taraflardan birine yükletilebilen bir nedenle sona ermişse, kusursuz taraf evlenme amacıyla yaptığı ve dürüstlük kuralı içinde kalan giderler için maddi tazminat isteyebilir. Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı ağır biçimde ihlal edilen tarafın manevi tazminat talep etmesi de mümkündür.
Nişanlıların birbirlerine veya anne ve babaların nişanlılara verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler, nişan evlilik dışında bir nedenle sona ermişse geri istenebilir. Günlük ve olağan hediyeler ise kural olarak geri verilmez.
Nişanın bozulmasından doğan dava hakları, nişanın sona erdiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Bu nedenle hediye iadesi veya tazminat talebi uzun süre bekletilmemelidir.
Evlenmek isteyen kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve kanunda belirtilen yaş koşullarını taşıması gerekir. Kural olarak on yedi yaşını doldurmayan kişi evlenemez. Hâkim, olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebebin bulunması hâlinde on altı yaşını doldurmuş kişinin evlenmesine izin verebilir.
Evlenmeye engel olan başlıca durumlar şunlardır:
Evlenme engeline rağmen yapılan her evlilik aynı hukuki sonuca tabi değildir. Bazı durumlarda evlilik kendiliğinden hükümsüz sayılırken bazı durumlarda mahkeme kararıyla mutlak veya nispi butlanına karar verilmesi gerekir.
Evliliğin geçersizliği ile boşanma birbirinden farklıdır. Boşanmada geçerli olarak kurulmuş evlilik sona erdirilir. Butlan davasında ise evliliğin kuruluşunda bulunan bir geçersizlik sebebi incelenir.
Evlenmeyle birlikte eşler arasında evlilik birliği kurulur. Eşler birliğin mutluluğunu birlikte sağlamak, çocukların bakımına ve eğitimine özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdür. Aile konutu birlikte seçilir ve evlilik birliği eşler tarafından beraber yönetilir. Eşler, aile giderlerine mali güçleri ve emekleri oranında katılır.
Eşlerden birinin gelir elde etmemesi, evlilik birliğine hiç katkıda bulunmadığı anlamına gelmez. Ev işlerinin görülmesi, çocukların bakımı veya diğer eşin işinde karşılıksız çalışma, aile giderlerine katkının belirlenmesinde dikkate alınır.
Evlilik birliğinden doğan yükümlülükler yerine getirilmiyorsa eşlerden biri, boşanma davası açmadan da hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hâkim:
Ortak hayat eşlerden birinin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa eşin ayrı yaşama hakkı vardır. Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, nafaka ve konut kullanımı dâhil gerekli önlemleri alabilir.
Aile konutu, eşlerin ortak yaşamlarını sürdürdükleri ve aile hayatının merkezi hâline getirdikleri konuttur. Bir taşınmazın tapuda eşlerden yalnızca biri adına kayıtlı olması, diğer eşin aile konutundan kaynaklanan haklarını ortadan kaldırmaz.
Malik olan eş, diğer eşin açık rızası olmadan:
Malik olmayan eş, tapu müdürlüğüne başvurarak taşınmaz üzerine aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir. Şerh, üçüncü kişilerin taşınmazın aile konutu olduğunu görmesini sağlar ve ispat kolaylığı yaratır. Ancak aile konutunun korunması yalnızca şerhin bulunmasına bağlı değildir; somut olayda taşınmazın gerçekten aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığı da değerlendirilir.
Eşlerden biri aile konutunu diğer eşin rızası olmadan devretmişse işlemin geçerliliği, alıcının iyiniyeti, tapu kaydı ve konutun fiilî kullanım durumu birlikte incelenir. Taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi tehlikesi varsa tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olarak düzenlenmiştir. Davada hangi boşanma sebebine dayanıldığı, ispatlanması gereken olayları ve bazı durumlarda dava açma süresini değiştirir.
Eşlerden birinin evlilik devam ederken bir başkasıyla cinsel ilişki yaşaması zina nedeniyle boşanma sebebidir.
Zinayı öğrenen eş, öğrenme tarihinden itibaren altı ay ve her hâlde zina fiilinin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içinde dava açmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Affeden eşin zina sebebine dayanarak dava açma hakkı bulunmaz.
Zina çoğu zaman doğrudan görüntüyle değil; otel, seyahat, mesaj, fotoğraf, tanık ve diğer olguların birlikte değerlendirilmesiyle ispatlanır. Ancak özel hayata hukuka aykırı müdahale edilerek elde edilen kayıtlar geçerli delil kabul edilmeyebilir ve ayrı hukuki sorumluluk doğurabilir.
Eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, fiziksel şiddet uygulaması, ağır biçimde aşağılaması veya insan onuruyla bağdaşmayan davranışlarda bulunması özel boşanma sebebidir.
Bu sebebe dayanma hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Affeden taraf bu özel sebebe dayanamaz. Ancak aynı olayların evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilmesi somut olayın özelliklerine göre mümkün olabilir.
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi nedeniyle diğer eşten ortak hayatı devam ettirmesi beklenemiyorsa boşanma davası açılabilir.
Yalnızca herhangi bir suçtan mahkûm olmak boşanma için yeterli değildir. Suçun niteliği ile evlilik birliğine etkisi değerlendirilir. Haysiyetsiz hayat sürmenin ise devamlılık taşıması ve birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirmesi gerekir.
Eşlerden biri evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk eder veya haklı bir sebep olmaksızın konuta dönmezse terk nedeniyle boşanma gündeme gelir. Diğer eşi evden ayrılmaya zorlayan veya eve dönmesini engelleyen eş de terk eden eş sayılabilir.
Terk nedeniyle dava açılabilmesi için:
gerekir. Usulüne uygun ve dönülebilir bir ortak konut hazırlanmadan yapılan ihtar sonuç doğurmayabilir.
Eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelmişse ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmişse boşanma davası açılabilir. Hastalığın tek başına bulunması yeterli değildir; ortak yaşam üzerindeki etkisi de değerlendirilir.
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden biri boşanma davası açabilir. Uygulamadaki çekişmeli boşanma davalarının önemli kısmı bu genel sebebe dayanır.
Bu kapsamda değerlendirilebilecek başlıca davranışlar şunlardır:
Davacının kusuru davalıdan daha ağırsa davalı boşanmaya itiraz edebilir. Ancak itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında eşler veya çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşler birlikte dava açabilir veya bir eş diğerinin açtığı davayı kabul edebilir.
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için:
gerekir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde en azından şu konular açıkça düzenlenmelidir:
“Tarafların birbirinden hiçbir talebi yoktur” şeklindeki genel ifadeler, sonradan açılacak nafaka, tazminat, ziynet veya mal rejimi davalarında uyuşmazlığa neden olabilir. Hangi haktan vazgeçildiği ve hangi konunun protokol dışında bırakıldığı açıkça yazılmalıdır.
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatini korumak amacıyla protokolde değişiklik isteyebilir. Taraflar bu değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanmaya karar verilmez.
Eşler boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamıyorsa çekişmeli boşanma davası açılır. Davacı, dayandığı olayları dava dilekçesinde açıkça belirtmeli ve bu olayları hangi delillerle ispatlayacağını göstermelidir.
Çekişmeli boşanma davasında mahkeme başlıca şu konuları inceler:
Daha önce açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş ve karar kesinleştikten sonra bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilebilir. Üç yıllık eski bekleme süresi kanun değişikliğiyle bir yıla indirilmiş ve bu bir yıllık düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, dava devam ederken gerekli geçici önlemleri re’sen alabilir. Bu önlemler tarafların kesin kusur durumu belirlenmeden uygulanabilir.
Geçici önlemler şunları kapsayabilir:
Tedbir nafakası için boşanmada kusursuz olma şartı aranmaz. Amaç, dava devam ederken eşin ve çocukların zorunlu ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Hâkim, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu araştırarak uygun bir miktar belirler.
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir.
Maddi tazminat için:
gerekir.
Boşanmaya neden olan olaylar aynı zamanda eşin kişilik haklarına saldırı oluşturuyorsa manevi tazminat talep edilebilir. Fiziksel şiddet, ağır hakaret, aşağılayıcı davranış, sadakatsizlik veya özel hayatın teşhir edilmesi kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Tazminat miktarı belirlenirken tarafların kusuru, ekonomik ve sosyal durumları, olayların ağırlığı ve hakkaniyet dikkate alınır. Tazminatın cezalandırma veya zenginleşme aracı hâline gelmemesi gerekir.
Boşanma nedeniyle doğan maddi ve manevi tazminat talepleri boşanma davası içinde ileri sürülebilir. Ayrı dava açılacaksa boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Aile hukukunda bütün nafakalar aynı şartlara tabi değildir. Nafakanın amacı, başlangıç tarihi, sona ermesi ve tarafları nafaka türüne göre değişir.
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilir. Kusur değerlendirmesinden bağımsız olarak tarafların ekonomik durumu ve ihtiyaçları esas alınır.
Boşanma davası açılmadan da haklı nedenle ayrı yaşayan eş, evlilik birliğinin korunmasına ilişkin hükümler kapsamında kendisi ve çocukları için parasal katkı isteyebilir.
Velayet kendisine verilmeyen anne veya baba, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer giderlerine mali gücü oranında katılmak zorundadır. Boşanma kararından sonra çocuk lehine hükmedilen bu ödeme iştirak nafakasıdır.
İştirak nafakasında eşlerin kusuru değil, çocuğun ihtiyaçları ve anne-babanın ödeme gücü önemlidir. Çocuğun yaşı, eğitimi, sağlık durumu, yaşadığı çevre ve tarafların gelirleri değerlendirilir.
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır değilse karşı tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün boşanmada kusurlu olması şart değildir.
Yoksulluk nafakası:
hâlinde kendiliğinden sona erer.
Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması talep edilebilir. Tarafların mali durumlarının değişmesi hâlinde nafakanın artırılması veya azaltılması da istenebilir.
Yoksulluk nafakası boşanma davası sırasında istenmemişse, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı dava açılması gerekir.
Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler belirli şartlarla birbirlerinden yardım nafakası isteyebilir. Yardım nafakası evlilik ilişkisinden değil, aile içindeki kanuni yardım yükümlülüğünden doğar.
Ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa anne ve babanın durum ve koşullara göre eğitim sona erene kadar çocuğa bakma yükümlülüğü devam edebilir.
Velayet konusunda temel ölçüt anne veya babanın talebi değil, çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimini hangi düzenlemenin daha iyi koruyacağını değerlendirir.
Velayet belirlenirken başlıca şu hususlar incelenir:
Mahkeme psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı tarafından hazırlanmış sosyal inceleme raporundan yararlanabilir. Ancak velayet kararı yalnızca rapora göre değil, dosyadaki bütün delillere göre verilir.
Velayet kararları kesin ve değişmez değildir. Çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi, velayet sahibi ebeveynin bakım görevini yerine getirmemesi, çocuğun güvenliğinin tehlikeye girmesi veya yeni gelişmelerin ortaya çıkması hâlinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.
Velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın çocukla düzenli kişisel ilişki kurma hakkı vardır. Bu ilişki aynı zamanda çocuğun anne ve babasıyla bağını sürdürmesine hizmet eder.
Kişisel ilişki düzenlenirken:
dikkate alınır.
Kişisel ilişki hakkı ebeveynin diğer eşe karşı kullanacağı bir baskı aracı değildir. Velayet sahibi ebeveynin haklı neden olmadan kişisel ilişkiyi engellemesi, velayet görevinin ihlali sayılabilir. Diğer taraftan çocuk açısından ciddi risk bulunuyorsa kişisel ilişki sınırlandırılabilir, uzman eşliğinde kurulabilir veya kaldırılabilir.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararları artık icra daireleri aracılığıyla yerine getirilmemektedir. Bu kararlar, çocuğun üstün yararı esas alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri ile belirlenen çocuk görüşme merkezleri üzerinden uygulanır.
Eşler başka bir mal rejimi seçmemişse aralarında yasal olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Eşler evlenmeden önce veya sonra noterlikte mal rejimi sözleşmesi yaparak kanunda düzenlenen başka bir rejimi seçebilir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde mallar iki gruba ayrılır:
Edinilmiş mallar, mal rejimi devam ederken emek veya karşılık verilerek elde edilen malvarlığı değerleridir. Çalışma karşılığı gelirler, edinilmiş malların yerine geçen değerler ve kişisel mallardan elde edilen gelirler kural olarak bu gruptadır.
Kişisel mallar ise başlıca şunlardır:
Bir malın yalnızca eşlerden biri adına kayıtlı olması, o malın mal rejimi tasfiyesinde hesaba katılmayacağı anlamına gelmez. Evlilik sırasında ücret veya ortak birikimle alınan ve yalnızca bir eş adına tapuda kayıtlı olan taşınmaz, edinilmiş mal olarak tasfiye hesabına girebilir.
Mal rejimi, boşanma kararı verilmesi hâlinde boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren sona ermiş sayılır. Dava tarihinden sonra edinilen mallar kural olarak sona ermiş mal rejiminin tasfiyesine dâhil olmaz.
Tasfiye sırasında her eşin edinilmiş mallarından bu mallara ait borçlar çıkarılır. Ortaya çıkan artık değerin kural olarak yarısı üzerinde diğer eş katılma alacağına sahiptir.
Bu hak, belirli bir malın yarısının doğrudan diğer eşe ait olduğu anlamına gelmez. Katılma alacağı kural olarak para alacağıdır.
Eşlerden biri diğer eşe ait bir malın alınmasına, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa değer artış payı alacağı talep edebilir.
Örneğin bir eşin evlilikten önce aldığı taşınmazın kredi borçlarının evlilik sırasında diğer eşin geliriyle ödenmesi, katkının ispatlanması hâlinde değer artış payı talebine konu olabilir.
Eşlerden birinin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler tasfiye hesabında eklenecek değer olarak dikkate alınabilir. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar da hesaba eklenebilir.
Mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklarda, kanunda özel süre bulunmayan hâllerde genel on yıllık zamanaşımı uygulanır. Sürenin başlangıcı boşanma kararının kesinleşmesi ve talebin niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Düğünde takılan ziynet eşyalarının kime ait olduğu, takının türü, kime takıldığı, tarafların yerel adetleri ve somut olayın delillerine göre belirlenir. Bütün düğün takılarının hiçbir ayrım yapılmadan otomatik olarak yalnızca bir eşe ait olduğu varsayılmamalıdır.
Ziynet uyuşmazlıklarında şu deliller önem taşır:
Ziynetlerin diğer eşe verildiğini veya ortak ihtiyaçlar için bozdurulduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını delillerle desteklemelidir. Ziynetlerin rıza ile iade edilmemek üzere verildiği veya harcandığı iddiası ayrıca değerlendirilir.
Eşlerden her biri diğer eşte kalan kişisel eşyalarının iadesini isteyebilir. Eşyaların mevcut olmaması hâlinde koşulları varsa bedel talebi ileri sürülebilir.
6284 sayılı Kanun; fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korumayı amaçlar.
Koruma talebi için mutlaka boşanma davası açılması veya ceza soruşturması başlatılması gerekmez. Başvuru:
yapılabilir. En hızlı ulaşılabilen yetkili merciden tedbir istenebilir.
Verilebilecek başlıca tedbirler şunlardır:
Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin gerçekleştiğine ilişkin delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararları geciktirilmeksizin verilmelidir. İlk tedbir kararı en fazla altı ay için verilebilir; tehlikenin devam etmesi hâlinde tedbirin uzatılması, değiştirilmesi veya devamı mümkündür.
Şiddet mağduru ile şiddet uygulayan arasında koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanması aşamasında uzlaşma veya arabuluculuk önerilemez.
Tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanabilir. Koruma kararının ihlali aynı zamanda tehdit, hakaret, yaralama veya ısrarlı takip gibi ayrı bir suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yürütülebilir.
Soybağı, çocuk ile anne ve baba arasındaki hukuki bağı ifade eder. Anne ile çocuk arasındaki soybağı doğumla kurulur. Baba ile soybağı ise anneyle evlilik, tanıma veya mahkeme kararıyla kurulabilir.
Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren kanunda belirtilen süre içinde doğan çocuğun babası kural olarak kocadır. Bu karinenin gerçeği yansıtmadığı iddia ediliyorsa soybağının reddi davası açılması gerekir.
Çocuk ile baba arasında soybağı kurulmamışsa anne veya çocuk babalık davası açabilir. Soybağı davalarında DNA incelemesi en önemli delillerden biridir. Tarafın haklı bir neden olmadan incelemeye katılmaması, yargılama bakımından aleyhine değerlendirilebilir.
Soybağının kurulmasıyla birlikte çocuk; nafaka, velayet, soyadı ve mirasçılık gibi haklar kazanır. Babalık davasında anne, doğum giderleri ve doğumdan önceki ve sonraki geçim giderleri gibi kanunda düzenlenen talepleri de ileri sürebilir.
Evlat edinme, mahkeme kararıyla evlat edinen ile çocuk arasında soybağı kurulmasını sağlar. Evlat edinmede temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Küçüğün evlat edinilebilmesi için bakım ve eğitim ilişkisi, yaş farkı, eşlerin birlikte evlat edinme koşulları, biyolojik anne ve babanın rızası ve çocuğun görüşü gibi şartlar incelenir.
Evli olmayan kişi de kanundaki yaş ve diğer koşulları taşıması hâlinde tek başına evlat edinebilir. Eşlerden birinin diğer eşin çocuğunu evlat edinmesi için ayrıca özel koşullar bulunmaktadır.
Evlat edinme işlemi yalnızca tarafların kendi aralarında yapacağı sözleşmeyle kurulmaz. Mahkeme kararı ve gerekli sosyal incelemelerin tamamlanması gerekir.
Boşanma ve diğer aile hukuku davalarında iddia edilen olayların hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir. Hâkim tarafların olayları kabul etmesiyle her zaman bağlı değildir ve delilleri serbestçe değerlendirir.
Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Tanıkların olayları doğrudan görmüş veya duymuş olması önemlidir. Taraflardan birinin anlattıklarını daha sonra tekrar eden tanığın beyanı ile olaylara bizzat şahit olan kişinin anlatımı aynı ispat gücüne sahip değildir.
Eşin telefonunun şifresini izinsiz kırmak, özel hesabına hukuka aykırı şekilde girmek, sürekli gizli ses kaydı almak veya özel yazışmaları üçüncü kişilerden hukuka aykırı biçimde temin etmek delilin reddedilmesine ve ayrıca hukuki veya cezai sorumluluğa neden olabilir.
Ani gelişen ve başka türlü ispatlanması mümkün olmayan bir olayın kaydedilmesi ile planlı ve sürekli şekilde özel hayatın takip edilmesi aynı değerlendirmeye tabi değildir. Delilin elde edilme yöntemi her somut olayda ayrıca incelenir.
Boşanma, velayet, nafaka, aile konutu, mal rejimi, soybağı ve 6284 sayılı Kanun’dan kaynaklanan birçok uyuşmazlık aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Boşanma veya ayrılık davasında yetkili mahkeme:
mahkemesidir.
Dava süreci genel olarak şu aşamalardan oluşur:
İlk derece mahkemesinin istinafa açık kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine başvurulabilir.
Boşanma kararı kesinleşmeden taraflar hukuken evli kalmaya devam eder. Kararın nüfus kaydına işlenmesi ve boşanmanın diğer sonuçlarının uygulanması için kesinleşme gerekir.
Boşanma, evliliğin iptali, velayet, soybağı ve evlat edinme gibi kişilerin serbestçe tasarruf edemeyeceği konular yalnızca arabuluculuk anlaşmasıyla sonuçlandırılamaz. Bu konularda mahkeme kararı gerekir.
Taraflar, anlaşmalı boşanma protokolünün mali hükümleri veya eşya ve alacak talepleri gibi üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda ihtiyari arabuluculuktan yararlanabilir. Ancak çocukların velayeti ve kişisel ilişki gibi konularda çocuğun üstün yararını mahkeme değerlendirir.
Aile içi şiddet iddiası bulunan uyuşmazlıklarda tarafları uzlaştırmaya veya arabuluculuğa yönlendirmek uygun değildir. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlerin alınması ve uygulanması sırasında şiddet mağduru ile şiddet uygulayan arasında arabuluculuk önerilemez.
Boşanma davalarında mahkemeler tek bir olayı değil, evlilik sürecinin bütününü değerlendirir. Bir davranışın boşanma sebebi oluşturup oluşturmadığı; ağırlığı, tekrarı, tarafların karşılıklı davranışları ve evlilik birliğine etkisine göre belirlenir.
Tazminat ve yoksulluk nafakasında tarafların kusur oranı önemlidir. Daha ağır kusurlu eş, kural olarak maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talep edemez. Eşit kusurlu taraf yoksulluk nafakası isteyebilse de maddi ve manevi tazminat koşulları farklı değerlendirilir.
Velayet davalarında anne veya babanın cinsiyeti tek başına belirleyici değildir. Çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveynlerle ilişkisi ve güvenli gelişimi esas alınır. Sosyal inceleme raporu önemli olmakla birlikte mahkemenin bütün delilleri değerlendirme yükümlülüğü devam eder.
Mal rejimi uyuşmazlıklarında tapu veya araç kaydının yalnızca bir eş adına bulunması tek başına kişisel mal ispatı sayılmaz. Malın hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiği araştırılır. Bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamalıdır; aksi ispatlanıncaya kadar malların edinilmiş mal olduğu kabul edilir.
Eksik protokol, hukuka aykırı delil, yanlış mal paylaşımı varsayımları ve sürelerin karıştırılması hak kaybına ve yeni uyuşmazlıklara yol açabilir.
“Geçinemiyoruz” veya “beni üzdü” şeklindeki soyut açıklamalar yeterli değildir. Olayların tarihi, gerçekleşme biçimi ve evlilik üzerindeki etkisi açıklanmalıdır.
Eşin telefonuna izinsiz erişilmesi, özel konuşmaların sürekli kaydedilmesi veya sosyal medya hesabının ele geçirilmesi, delilin kullanılamamasına ve ayrı sorumluluğa yol açabilir.
Nafaka, tazminat, ziynet, mal paylaşımı veya çocukla kişisel ilişki açıkça düzenlenmezse boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıklar çıkabilir.
Taşınmazın yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin katılma veya değer artış payı alacağı bulunmadığı anlamına gelmez.
Boşanma kararı evliliği sona erdirir. Mal rejiminin tasfiyesi ise ayrı hesaplama ve çoğu zaman ayrı dava gerektirir.
Çocukla kişisel ilişkinin engellenmesi veya çocuğun diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi, çocuğun üstün yararına aykırıdır ve velayet değerlendirmesini etkileyebilir.
Şiddet tehlikesinde bütün delillerin toplanması beklenmemelidir. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir için delil veya belge aranmaz.
Boşanmadan doğan tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerindeki bir yıllık zamanaşımı ile reddedilen boşanma davasından sonra ortak hayatın kurulamamasına dayalı bir yıllık süre aynı hukuki nitelikte değildir.
Yoksulluk nafakası yeniden evlenme ve ölüm hâlinde kendiliğinden sona erer. Yoksulluğun ortadan kalkması veya fiilen evli gibi yaşama durumunda ise mahkemeden kaldırma kararı alınması gerekir.
Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı, aile konutu, koruma tedbirleri ve delillere ilişkin sık sorulan sorular.
Evet. Boşanma sebebi ispatlanırsa diğer eşin boşanmayı kabul etmemesi tek başına davanın reddedilmesine neden olmaz. Anlaşmalı boşanma için ise iki eşin de boşanma ve protokol konusunda anlaşması gerekir.
Bir avukat menfaatleri karşıt iki tarafı aynı davada birlikte temsil edemez. Taraflardan biri avukatla temsil edilirken diğer taraf davayı kendisi takip edebilir veya ayrı bir avukat görevlendirebilir.
Hayır. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmesi gerekir. Bir yıl dolmadan boşanmak isteyen taraf, boşanma sebebini ortaya koyarak çekişmeli dava açabilir.
Her evden ayrılma kusur oluşturmaz. Şiddet, tehdit, ağır hakaret veya ekonomik güvenliğin tehlikeye girmesi gibi haklı nedenlerle ayrılan eş terk eden eş sayılmaz.
Her durumda engel değildir. Eşin geliri kendisini yoksulluktan kurtarmaya yeterli değilse nafaka talebi kabul edilebilir. Gelirin miktarı, düzenliliği ve kişinin zorunlu giderleri birlikte değerlendirilir.
Nafaka alacağı için icra takibi başlatılabilir. Nafaka kararına rağmen ödeme yapılmaması şartları varsa nafaka yükümlülüğünün ihlali nedeniyle şikâyete de konu olabilir.
Kanunda velayetin belirli yaşlarda otomatik olarak anneye veya babaya verileceğine ilişkin bir kural yoktur. Her yaş döneminde çocuğun üstün yararı esas alınır.
Çocuğun görüşü, yaşı ve olgunluğu elverişli ise alınır ve değerlendirilir. Ancak karar yalnızca çocuğun tercihine göre verilmez; güvenliği ve üstün yararı birlikte incelenir.
Taşınma otomatik olarak yasak değildir. Ancak taşınmanın çocuğun eğitimi, düzeni ve diğer ebeveynle kişisel ilişkisi üzerindeki etkisi önemlidir. Koşullar esaslı biçimde değişirse kişisel ilişkinin veya velayetin yeniden düzenlenmesi istenebilir.
Hayır. Taşınmazın doğrudan yarısının diğer eşe devri kural değildir. Edinme tarihi, ödeme kaynağı, borçlar ve malın kişisel veya edinilmiş niteliği belirlenerek katılma alacağı hesaplanır.
Miras yoluyla edinilen taşınmaz kural olarak kişisel maldır. Ancak taşınmazdan elde edilen gelirler veya taşınmaza diğer eşin yaptığı karşılıksız katkılar ayrı alacak talepleri doğurabilir.
Diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunun devredilmesi hukuki uyuşmazlığa konu olabilir. Malik olmayan eşin tapuya aile konutu şerhi verdirmesi korumayı ve ispatı güçlendirir.
Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri için boşanma davası açılması gerekmez. Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunması hâlinde kolluk, savcılık, aile mahkemesi veya mülki amire başvurulabilir.
Hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve taraflara ait olduğu doğrulanabilen mesajlar delil olarak kullanılabilir. Mesajların bütünlüğü, tarihleri ve diğer delillerle uyumu mahkeme tarafından değerlendirilir.
Eşler kural olarak kendi malları üzerinde tasarrufta bulunabilir. Ancak diğer eşin haklarını ortadan kaldırmak amacıyla devir tehlikesi varsa ihtiyati tedbir veya tasarruf yetkisinin sınırlandırılması talep edilebilir. Katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler mal rejimi tasfiyesinde hesaba eklenebilir.
Boşanma, velayet, nafaka, aile konutu, mal rejimi, ziynet, soybağı ve koruma tedbirlerine ilişkin hukuki süreçler hakkında iletişime geçebilirsiniz.