Yalnızca tapu senedine bakılarak taşınmaz satın alınması
Tapu senedi, güncel takyidatları ve belediye kayıtlarını her zaman göstermez. Güncel tapu kayıt örneği, takyidatlar ve imar durumu ayrıca incelenmelidir.
Taşınmaz satın alma ve devir işlemlerinden tapu iptali ve tescil davalarına, ortaklığın giderilmesinden kira ve kat mülkiyeti uyuşmazlıklarına, imar ve kamulaştırma süreçlerinden sınırlı ayni haklara kadar gayrimenkule ilişkin hukuki süreçler.
Tapu kayıtları, takyidatlar, satış, devir ve tescil süreçleri
Tapu iptali, muris muvazaası, önalım ve el atmanın önlenmesi
Tahliye, kira bedeli, depozito, aidat ve yönetim uyuşmazlıkları
Ruhsat, yıkım, imar planı ve kamulaştırma süreçleri
Gayrimenkul hukuku; taşınmazın satın alınmasından tapuya tesciline, ortak taşınmazların paylaşılmasından kira ilişkilerine, kat mülkiyetinden imar ve kamulaştırma işlemlerine kadar taşınmazlarla ilgili özel hukuk ve kamu hukuku uyuşmazlıklarını kapsar. Taşınmazla ilgili bir işlem yapılmadan önce tapu kaydı, takyidatlar, imar durumu, fiilî kullanım, ruhsat ve yapı kullanma izinleri birlikte incelenmelidir. Uyuşmazlık ortaya çıkmışsa ilk yapılması gereken işlem, tapu ve belediye kayıtlarını temin ederek talebin doğru kişiye, doğru mahkemede ve kanuni süre içinde yöneltilmesini sağlamaktır.
Taşınmazın tapuda kayıtlı olması, hukuki ve fiilî bakımdan tamamen sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Tapu kaydındaki yüzölçümü ile fiilî kullanım farklı olabilir; taşınmaz üzerinde ipotek, haciz, intifa hakkı, aile konutu şerhi veya satış vaadi bulunabilir. Yapının ruhsatsız olması, projeye aykırı kullanılması veya ortak alanın bağımsız bölüm gibi gösterilmesi de mülkiyet hakkının kullanılmasını ve taşınmazın değerini doğrudan etkiler.
Gayrimenkul hukukunun temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’dur. Taşınmaz satışları ve kira ilişkileri bakımından Türk Borçlar Kanunu; tapu işlemlerinde Tapu Kanunu ve Tapu Sicili Tüzüğü; apartman ve sitelerde Kat Mülkiyeti Kanunu; imar işlemlerinde İmar Kanunu; kamulaştırmada ise Kamulaştırma Kanunu uygulanır. Uyuşmazlığın niteliğine göre tüketici, kadastro, miras, vergi ve icra mevzuatı da devreye girer. Adalet Bakanlığının mevzuat sayfasında Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Noterlik Kanunu ve arabuluculuk mevzuatı gayrimenkul işlemlerinde uygulanabilecek temel kanunlar arasında yer almaktadır.
Taşınmazın edinilmesinden kullanılmasına, ortaklıktan satışa, sözleşmelerden dava ve idari başvuru süreçlerine kadar hukuki ihtiyaçlar kayıt, belge, süre ve görevli merci yönleriyle birlikte değerlendirilir.
Gayrimenkul işlemlerinde tapu kaydı tek başına yeterli değildir. Fiilî durum, belediye ve kadastro kayıtları, sözleşmeler, teknik belgeler ve kanuni süreler aynı dosya içinde incelenir.
Tapu kaydı, takyidatlar, kadastro, belediye, ruhsat ve fiilî kullanım bilgileri birbirinden ayrı değil, birlikte değerlendirilir.
Satış, satış vaadi, kira, paylı mülkiyet, ayni hak veya idari işlem ayrımı yapılarak uygulanacak mevzuat ve görevli merci belirlenir.
Sözleşmeler, banka kayıtları, ihtarnameler, proje ve ruhsat belgeleri ile teknik kayıtların uyuşmazlık öncesinde korunması sağlanır.
Arabuluculuk, dava şartı, yetkili mahkeme, idari başvuru ve özel süreler somut uyuşmazlığın türüne göre ayrı ayrı takip edilir.
Aşağıdaki başlıklarda taşınmaz edinimi, mülkiyet, kullanım, sözleşme, kira, ortaklık, imar ve yargılama süreçlerine ilişkin temel hukuki çerçeve yer almaktadır.
Taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu siciline tescille kazanılır. Satış bedelinin tamamen ödenmesi, anahtarın teslim edilmesi veya taraflar arasında yazılı bir belge düzenlenmesi tek başına mülkiyeti alıcıya geçirmez.
Miras, cebrî icra, mahkeme kararı, işgal veya kamulaştırma gibi kanunda düzenlenen bazı hâllerde mülkiyet tescilden önce kazanılabilir. Ancak yeni malikin taşınmaz üzerinde satış, ipotek veya benzeri tasarruf işlemleri yapabilmesi için çoğunlukla mülkiyetin tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Tapu sicili, taşınmaz üzerindeki ayni hakları ve bazı kişisel hakları alenileştirir. Bir taşınmazın güncel kaydında yalnızca malik bilgisi değil, şu bölümler de incelenmelidir:
Web Tapu sistemi üzerinden malik olunan taşınmazlar görüntülenebilir, tapu kayıt örneği alınabilir ve satış, ipotek veya mirasın intikali gibi işlemler için elektronik başvuru yapılabilir. Sistem üzerinden malik bizzat gelmeden işlem yapılmasını engelleyen beyan da tesis edilebilir.
Taşınmaz satın almadan önce yalnızca dairenin veya arazinin fiziksel özellikleri incelenmemelidir. Tapu, belediye, kadastro ve gerektiğinde site yönetimi kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
Taşınmaz üzerinde ipotek, haciz veya ihtiyati tedbir bulunması satış işlemini engelleyebilir ya da alıcının taşınmazı bu yüklerle birlikte edinmesine neden olabilir. Tapu kaydında bulunan şerh ve beyanların hukuki etkisi ayrı ayrı incelenmelidir.
Satıcının tapuda malik görünmesi de her zaman tek başına yeterli değildir. Satış vekâletnameyle yapılacaksa vekâletnamenin taşınmaz satışına ilişkin özel yetki içerip içermediği ve hâlen geçerli olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Arsa veya bina alınırken taşınmazın imar planındaki kullanım amacı, yapılaşma koşulları ve belediye kayıtları araştırılmalıdır. Tapuda “arsa” olarak görünen taşınmaz üzerindeki binanın ruhsatlı olduğu varsayılmamalıdır.
Bina niteliğindeki taşınmazlarda şu belgeler önem taşır:
Tapuda bağımsız bölüme ait görünmeyen bir alanın uzun süredir kullanılıyor olması, o alan üzerinde mülkiyet hakkı kazanıldığı anlamına gelmez.
Arsa ve arazilerde sınırların yalnızca mevcut duvar, çit veya komşu beyanına göre kabul edilmesi önemli risk doğurur. Tapu ve kadastro kayıtları gerektiğinde harita mühendisi incelemesiyle karşılaştırılmalıdır.
Bağımsız bölümlerde ise tapudaki bölüm numarası, katı, yönü ve arsa payı ile fiilen gösterilen bölümün aynı olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Apartman veya site içindeki taşınmazlarda yönetim planı, aidat tutarı, devam eden büyük onarım kararları ve bağımsız bölüme bağlı ortak gider borçları araştırılmalıdır. Satış sözleşmesinde geçmiş dönem aidat ve ortak giderlerinden kimin sorumlu olacağı açıkça düzenlenmelidir.
Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen resmî şekle uyulması gerekir. Taraflar arasında adi yazılı belge düzenlenmesi veya yalnızca para ödenmesi, tapuya kayıtlı taşınmazın mülkiyetini devretmez.
Taşınmaz satış işlemleri tapu müdürlüklerinde yapılabildiği gibi, kanuni düzenleme sonrasında noterler de taşınmaz satış sözleşmesi düzenleyebilmektedir. Noter, taşınmazın satışını engelleyen veya sınırlayan hukuki bir durum bulunup bulunmadığını kontrol eder; sözleşme TAKBİS’e kaydedildikten sonra tapu müdürlüğü tarafından tescil gerçekleştirilir.
Tapu müdürlüğünde satış başvurusu için kural olarak kimlik belgesi, temsil varsa temsil belgesi ve bina niteliğindeki taşınmazlarda zorunlu deprem sigortası poliçesi gerekir. Yabancıların taraf olduğu işlemlerde değerleme raporu ve özel belgeler de aranabilir. Güncel belge ve ücret bilgileri işlem tarihinden önce Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün resmî kanallarından kontrol edilmelidir.
Tarafların satış bedelini tapuda gerçeğinden düşük göstermesi, harç ve vergi sorumluluğunun yanında ileride açılacak davalarda ispat sorununa neden olabilir. Satış bedelinin banka üzerinden ve taşınmaz bilgisi belirtilerek ödenmesi, ödemenin ispatını güçlendirir.
Satıştan önce verilen paranın “kapora”, “cayma parası”, “bağlanma parası” veya satış bedelinin bir kısmı olup olmadığı sözleşmede açıkça belirtilmelidir. Sözleşmenin geçersiz olması, satışın satıcıdan veya alıcıdan kaynaklanan sebeple tamamlanmaması ve tarafların cayma konusunda anlaşması farklı sonuçlar doğurur.
Yalnızca “kapora alındı” yazılması, paranın hangi şartlarda iade edileceğini her zaman açıklamaz. Taşınmazın tapu bilgileri, toplam bedel, ödeme takvimi, teslim tarihi ve satışın gerçekleşmemesinin sonuçları yazılı olarak düzenlenmelidir.
Taşınmaz satış vaadi, taşınmazın ileride devredilmesini amaçlayan bir ön sözleşmedir. Bu sözleşme mülkiyeti doğrudan alıcıya geçirmez; satışı vaat eden kişiye tapu devrini gerçekleştirme borcu yükler.
Satış vaadi sözleşmesinin kanunda öngörülen resmî şekilde düzenlenmesi gerekir. Adi yazılı belge veya taraflar arasında imzalanan basit protokol, resmî şekil şartını karşılamıyorsa mülkiyet devrini talep etme bakımından geçersizlik sorunu doğar. Adalet Bakanlığının noterlik uygulamasına ilişkin kaynaklarında, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tarafların gerçek iradelerini görevli makam önünde açıklamalarını gerektiren resmî bir işlem olduğu belirtilmektedir.
Satış vaadinin tapu siciline şerh edilmesi, vaat alacaklısının hakkını taşınmazı sonradan edinen kişilere karşı ileri sürebilmesini güçlendirir. Şerh verilmemiş satış vaadi ise kural olarak sözleşmenin tarafları arasında kişisel hak doğurur.
Satış vaadine konu taşınmazın paylı mülkiyete tabi olması, henüz tamamlanmamış bir projede bulunması veya satıcının tapu maliki olmaması durumunda sözleşmenin ifa edilebilirliği ayrıca incelenmelidir.
Satın alınan taşınmazın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması, kullanım amacına uygun olmaması veya değerini önemli ölçüde azaltan bir eksiklik içermesi ayıplı ifa oluşturabilir.
Taşınmazlarda karşılaşılan başlıca ayıplar şunlardır:
Alıcı, taşınmazı teslim aldıktan sonra imkân bulur bulmaz incelemeli; açık veya sonradan ortaya çıkan gizli ayıpları öğrendiğinde satıcıya gecikmeden bildirmelidir. Ayıbın niteliğine ve sözleşmeye göre onarım, bedel indirimi, sözleşmeden dönme, zararların tazmini veya ayıpsız teslim talepleri ileri sürülebilir.
Taşınmaz bir tüketicinin konut ihtiyacı için ticari veya mesleki amaçla hareket eden satıcıdan alınmışsa uyuşmazlık tüketici işlemi sayılabilir. Bu durumda görevli mahkeme ve uygulanacak sorumluluk hükümleri, iki kişi arasındaki sıradan taşınmaz satışından farklılaşır.
Ayıp iddiası ortaya çıktığında fotoğraf ve video kaydı alınması, satıcıya yazılı bildirim yapılması ve onarım başlamadan önce mahkeme yoluyla delil tespiti talep edilmesi ispat bakımından önem taşır.
Tapu kaydının gerçek hak durumunu yansıtmadığı iddia ediliyorsa tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Davanın amacı, hukuka aykırı kaydın iptal edilerek taşınmazın hak sahibi adına tescil edilmesidir.
Tapu iptali ve tescil talebi şu hukuki sebeplere dayanabilir:
Dava kural olarak tapu sicilinde malik görünen kişiye karşı açılır. Taşınmazın dava sırasında devredilmesi ihtimaline karşı tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir. Ancak ihtiyati tedbir otomatik olarak verilmez; davacının hakkını yaklaşık olarak ispatlaması ve taşınmazın devrinin hakkın elde edilmesini zorlaştıracağını göstermesi gerekir.
Tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın aynına ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Kadastro tespitine süresinde itiraz gibi özel durumlarda kadastro mahkemesi görevli olabilir.
Davanın zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı, ileri sürülen hukuki sebebe göre belirlenir. Tapu iptali davalarının tamamı için geçerli tek bir süre bulunmamaktadır.
Muris muvazaası, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesidir.
Bir devrin muris muvazaası sayılabilmesi için yalnızca satış bedelinin düşük olması yeterli değildir. Mahkeme şu olguları birlikte değerlendirir:
Muvazaa ispatlanırsa görünürdeki işlem geçersiz kabul edilerek tapu kaydının miras payı oranında iptali ve tescili talep edilebilir. Gerçek bir satış, makul bir bakım karşılığı devir veya miras bırakanın olağan malvarlığı tasarrufu ise yalnızca diğer mirasçıların memnun olmaması nedeniyle iptal edilmez.
Bir taşınmaz birden fazla kişiye paylı veya elbirliği mülkiyetiyle ait olabilir. Paydaşların taşınmazın kullanımında, giderlerinde, kiraya verilmesinde veya satılmasında anlaşamaması hâlinde ortaklığın giderilmesi talep edilebilir.
Ortaklığın giderilmesi iki şekilde gerçekleştirilir:
Taşınmazın hukuken ve fiilen bölünebilmesi hâlinde taşınmaz paydaşlar arasında bölüştürülebilir. Bölünmenin imar mevzuatına uygun olması ve taşınmazın değerini önemli ölçüde azaltmaması gerekir.
Taşınmazın aynen bölünmesi mümkün değilse ortaklık satış yoluyla giderilir. Satış sonucunda elde edilen bedel paydaşların tapudaki veya mirasçılık belgesindeki payları oranında dağıtılır.
Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Anlaşma sağlanamazsa dava taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde açılır. Arabuluculuk zorunluluğu taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkları kapsamaktadır.
Ortaklığın giderilmesi davasında davaya bütün paydaşların katılması gerekir. Tapu kaydı ile mirasçılık durumunun güncel olmaması, tarafların eksik gösterilmesine ve yargılamanın uzamasına neden olur.
Paylı mülkiyete tabi taşınmazda bir paydaş payını üçüncü kişiye sattığında diğer paydaşların kanuni önalım hakkı doğabilir. Bu hak, payın aynı şartlarla önalım hakkı sahibine geçirilmesini sağlar.
Önalım hakkı her devirde doğmaz. Gerçek bir satış bulunması gerekir. Bağış, miras yoluyla geçiş veya bazı özel devirlerde kanuni önalım hakkı kullanılamaz.
Satışın diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi sürelerin başlaması bakımından önem taşır. Önalım hakkının kullanılması süreye bağlı olduğundan, üçüncü kişiye satış öğrenildiğinde tapu kaydı ve satış işlemi gecikmeden incelenmelidir.
Dava, payı satın alan yeni malike karşı açılır. Davacının tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini mahkemenin belirlediği süre içinde yatırması gerekebilir. Tapuda gerçeğe aykırı yüksek bedel gösterildiği iddiası varsa bunun ayrıca ispatlanması gerekir.
Taşınmaz maliki, mülkiyet hakkına haksız biçimde müdahale eden kişiye karşı el atmanın önlenmesini talep edebilir. Müdahale; taşınmazın tamamen işgal edilmesi, sınır ihlali, izinsiz yapı yapılması veya ortak alanın tek kişi tarafından kullanılması şeklinde ortaya çıkabilir.
Müdahale devam ediyorsa el atmanın önlenmesinin yanında şu talepler de ileri sürülebilir:
Haksız işgal tazminatı olarak adlandırılan ecrimisil, taşınmazın hak sahibinin izni olmadan kullanılması nedeniyle talep edilen karşılıktır. Ecrimisil hesabında taşınmazın niteliği, kullanım biçimi, kullanım dönemi, bölgedeki emsal kira bedelleri ve işgalcinin elde ettiği yarar incelenir.
Paydaşlar arasındaki ecrimisil uyuşmazlıklarında, kullanan paydaşın diğer paydaşları taşınmazdan yararlanmaktan açıkça engelleyip engellemediği önemlidir. Bazı durumlarda talepte bulunmadan önce kullanım iradesinin karşı tarafa bildirilmesi gerekir.
Kira ilişkileri gayrimenkul hukukunun en sık uyuşmazlık çıkan alanlarından biridir. Kira sözleşmesinde taşınmazın kullanım amacı, kira bedeli, artış yöntemi, depozito, aidat, yan giderler, teslim durumu ve tahliye şartları açıkça düzenlenmelidir.
Kira uyuşmazlıkları başlıca şu konularda ortaya çıkar:
Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin özel takip hükümleri hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa uyuşmazlık kural olarak sulh hukuk mahkemesine taşınır.
Tahliye sebeplerinin her birinde farklı bildirim, ihtar ve dava süreleri uygulanır. Örneğin ihtiyaç nedeniyle tahliye ile yazılı tahliye taahhüdüne dayalı tahliye aynı şartlara tabi değildir. Bu nedenle tahliye talebinden önce sözleşmenin başlangıç ve yenilenme tarihleri ile tebligat kayıtları incelenmelidir.
Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapının bağımsız bölümleri üzerinde kurulan özel mülkiyet hakkıdır. Kat maliki bağımsız bölümünün yanı sıra arsa payına ve ortak alanlar üzerinde paylı hakka sahiptir.
Kat malikleri ve site sakinleri arasındaki uyuşmazlıklar çoğunlukla şu konularda ortaya çıkar:
Kat malikleri, bağımsız bölümlerini ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymak, diğer kat maliklerini rahatsız etmemek ve yönetim planına uygun davranmak zorundadır.
Ortak gider borcu bulunan malik veya taşınmazı kullanan kişiye karşı icra takibi ya da alacak davası açılabilir. Ancak bir giderin talep edilebilmesi için giderin hukuki dayanağının, dağıtım yönteminin ve kat malikleri kurulu kararının incelenmesi gerekir.
Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculukta sonuç alınamazsa uyuşmazlık kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde görülür.
Taşınmaz maliki, mülkiyet hakkını kullanırken komşularını olağan ölçüyü aşan şekilde rahatsız edemez. Gürültü, duman, koku, su akışı, gölge, titreşim, ağaç kökleri veya yapı faaliyetleri komşuluk hukuku uyuşmazlığı doğurabilir.
Mahkeme müdahalenin tamamen kaldırılmasına, azaltılmasına, teknik önlem alınmasına veya zararın tazminine karar verebilir. Müdahalenin hukuka aykırı olup olmadığı belirlenirken taşınmazın bulunduğu bölge, kullanım amacı, yerel koşullar ve müdahalenin devamlılığı değerlendirilir.
Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Taşınmaz yalnızca mülkiyet hakkına değil, sınırlı ayni haklara da konu olabilir. İpotek, intifa hakkı, oturma hakkı, üst hakkı ve geçit hakkı taşınmazın kullanımını veya ekonomik değerini etkiler.
İpotek, bir alacağın taşınmazla teminat altına alınmasını sağlar. Borcun ödenmemesi hâlinde alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.
Borcun ödenmiş olması ipoteği tapu kaydından kendiliğinden kaldırmaz. İpoteğin terkini için alacaklının terkin iradesinin tapu müdürlüğüne iletilmesi gerekir. Banka ipoteklerinde terkin belgesinin banka tarafından elektronik ortamda gönderilmesi üzerine tapu müdürlüğünce terkin işlemi yapılabilir.
İntifa hakkı, hak sahibine taşınmazı kullanma ve gelirlerinden yararlanma yetkisi verir. Oturma hakkı ise bir binadan veya bölümünden konut olarak yararlanmayı sağlar. Taşınmaz satılsa dahi tapuya tescilli bu haklar şartları içinde devam edebilir.
Yola yeterli çıkışı bulunmayan taşınmaz maliki, komşu taşınmaz üzerinden zorunlu geçit hakkı kurulmasını talep edebilir. Geçit güzergâhı belirlenirken en az zarar ilkesi, taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumu ile teknik bilirkişi incelemesi dikkate alınır.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibi, belirli arsa paylarını yükleniciye devretmeyi; yüklenici ise kararlaştırılan yapıyı tamamlayarak bağımsız bölümleri teslim etmeyi üstlenir.
Sözleşmede en azından şu konular açıkça düzenlenmelidir:
Arsa paylarının inşaatın başında tamamen yükleniciye devredilmesi, yüklenicinin işi tamamlamadan payları üçüncü kişilere satması hâlinde ciddi uyuşmazlık yaratabilir. Devirlerin inşaat seviyesine bağlanması, teminat alınması ve tapuya gerekli şerhlerin verilmesi riski azaltır.
Yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerin hakları; yüklenicinin sözleşmedeki edimlerini ne ölçüde yerine getirdiğine, arsa sahibinin satışlara izin verip vermediğine ve alıcının iyiniyetli olup olmadığına göre değerlendirilir.
Bir taşınmazın tapuda kayıtlı olması, üzerinde her türlü yapının yapılabileceği anlamına gelmez. İmar planı, parselin kullanım türünü ve yapılaşma koşullarını belirler.
İmar hukukunda karşılaşılan başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:
İmar planı, ruhsat, yıkım ve idari para cezası gibi işlemler idari işlem niteliğindedir. Bu işlemlere karşı açılacak davalar kural olarak idare mahkemesinde görülür. İdari davalarda süreler özel önem taşır; işlem türüne göre genel veya özel dava açma süresi uygulanır. İdari Yargılama Usulü Kanunu, iptal ve tam yargı davaları ile idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimine ilişkin temel kuralları düzenlemektedir.
İdari işleme itiraz edilmesi her durumda dava açma süresini durdurmaz. Başvurunun hangi kanuna göre yapıldığı ve süre üzerindeki etkisi ayrıca belirlenmelidir.
Kamu idareleri, kamu yararının gerektirdiği durumlarda özel mülkiyetteki taşınmazları bedelini ödeyerek kamulaştırabilir. Kamulaştırma sürecinde kamu yararı kararı, taşınmazın belirlenmesi, bedel tespiti ve tescil işlemleri yürütülür.
Taşınmaz maliki bakımından şu konular önem taşır:
İdare, usulüne uygun kamulaştırma yapmadan taşınmaza fiilen müdahale etmişse kamulaştırmasız el atma gündeme gelir. İmar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın uzun süre kullanılmaması ise hukuki el atma tartışmasına neden olabilir.
Kamulaştırma işleminin iptali ile taşınmaz bedelinin belirlenmesi aynı mahkemede görülmeyebilir. İdari işlemin iptali idari yargıda, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil gibi uyuşmazlıklar ise adli yargıda görülebilir.
Gayrimenkul davalarında tapu kaydı temel delillerden biridir ancak çoğu uyuşmazlık yalnızca tapu kaydıyla çözülemez. Kadastro, belediye, vergi ve fiilî kullanım kayıtları da incelenir.
Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Taşınmazın sınırı, yüzölçümü, yapı durumu veya değeri teknik bilgi gerektiriyorsa mahallinde keşif yapılır. Harita mühendisi, inşaat mühendisi, mimar, ziraat mühendisi veya gayrimenkul değerleme uzmanı gibi bilirkişiler uyuşmazlığın niteliğine göre görevlendirilebilir.
Hukuka aykırı biçimde elde edilen özel yazışmalar veya gizli kayıtlar geçerli delil gibi kabul edilmemelidir. Delilin içeriği kadar elde edilme yöntemi de önemlidir.
Gayrimenkul uyuşmazlıklarının tamamında arabuluculuk zorunlu değildir. Uyuşmazlığın türü belirlenmeden doğrudan dava açılması veya gereksiz arabuluculuk başvurusu yapılması zaman kaybına yol açabilir.
Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gereken başlıca gayrimenkul uyuşmazlıkları şunlardır:
Bu kapsam, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinde düzenlenmiştir.
Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmalar da arabuluculukta düzenlenebilir. Ancak taşınmazla ilgili kanuni şekil, sınırlama ve tapu sicili kuralları gözetilmelidir. Bu nitelikteki arabuluculuk anlaşma belgesinin icra edilebilirliği için mahkemeden şerh alınması zorunludur.
Gayrimenkul uyuşmazlığında görevli mahkeme talebin niteliğine göre değişir:
Taşınmazın aynına veya zilyetliğine ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Birden fazla taşınmaz söz konusuysa yetki kuralları her taşınmaz ve dava türü bakımından ayrıca incelenmelidir.
Gayrimenkul hukukunda bütün talepler için geçerli tek bir zamanaşımı süresi yoktur. Talebin mülkiyet hakkına, sözleşmeye, haksız fiile, miras hukukuna, kadastro işlemine veya idari işleme dayanması süreyi değiştirir.
Özellikle şu süreler birbirine karıştırılmamalıdır:
Bazı mülkiyet hakkına dayalı talepler zamanaşımına tabi olmayabilirken, aynı olaydan kaynaklanan tazminat veya alacak talepleri zamanaşımına tabi olabilir. Bu nedenle “tapu davaları süresizdir” veya “gayrimenkul davaları beş yılda açılır” şeklindeki genel ifadeler hukuken doğru değildir.
Gayrimenkul uyuşmazlıklarında mahkemeler yalnızca sözleşmenin başlığına veya tapu kaydındaki tek bir bilgiye göre karar vermez. İşlemin gerçek amacı, tarafların davranışları, ödeme kayıtları ve taşınmazın fiilî durumu birlikte değerlendirilir.
Tapu iptali davalarında öncelikle tescilin hukuki dayanağı incelenir. Tapu kaydına güvenerek taşınmaz edinen üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı, kayıttaki şerh ve beyanlar ile kişinin bilmesi gereken olgular dikkate alınarak belirlenir.
Muris muvazaası davalarında satış bedelinin düşük gösterilmesi tek başına yeterli değildir. Miras bırakanın amacı ve olayların olağan akışı araştırılır.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciden taşınmaz alan üçüncü kişinin hakkı, yüklenicinin edimini ne ölçüde yerine getirdiği ve arsa sahibinin devirlere ilişkin davranışlarıyla birlikte değerlendirilir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında aynen paylaşma öncelikle araştırılır. Ancak imar ve teknik koşullar elverişli değilse satış yoluyla paylaşmaya karar verilir.
Eksik kayıt incelemesi, belgesiz ödeme, yanlış görevli merci veya kaçırılan süreler taşınmaz işlemlerinde telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Tapu senedi, güncel takyidatları ve belediye kayıtlarını her zaman göstermez. Güncel tapu kayıt örneği, takyidatlar ve imar durumu ayrıca incelenmelidir.
Ödemenin banka kaydı olmadan yapılması, satışın iptali veya tamamlanmaması hâlinde bedelin iadesini ispatlamayı zorlaştırır.
Taşınmaz satışında resmî şekle ve tapu tesciline uyulmadan yalnızca imzalı belgeyle mülkiyet kazanılmaz.
Alıcıya gösterilen daire ile tapudaki bağımsız bölümün farklı olması, yanlış bölümün satın alınmasına kadar varan sonuçlar doğurabilir.
Kaçak bölüm, projeye aykırı kullanım veya yapı kullanma izin belgesinin bulunmaması taşınmazın kullanımını ve finansmanını etkileyebilir.
Kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden sonuçlanabilir.
Tapu iptali ve tescil davasında güncel tapu malikinin ve işlemde yer alan diğer zorunlu tarafların doğru belirlenmemesi yargılamayı uzatır.
Parsel sınırı ve yüzölçümü uyuşmazlıklarında tapu, kadastro paftası ve fiilî durum teknik uzman tarafından karşılaştırılmadan dava açılması yanlış talep kurulmasına neden olabilir.
İmar planı, ruhsat, yıkım veya kamulaştırma işlemlerinde adli yargıdaki zamanaşımı kurallarına güvenilmesi, idari dava açma süresinin geçirilmesine neden olabilir.
Tapu, taşınmaz satışı, hisseli mülkiyet, ortaklığın giderilmesi, aidat, kira, yıkım kararı ve ipotek işlemleri hakkında sıklıkla yöneltilen sorular.
Hayır. Malikin yanında ipotek, haciz, tedbir, aile konutu şerhi, intifa hakkı ve satış vaadi gibi kayıtların da incelenmesi gerekir. Fiilî kullanım ve belediye kayıtları da tapuyla karşılaştırılmalıdır.
Kanunda yetkilendirilen noterler taşınmaz satış sözleşmesi düzenleyebilir. Noterde yapılan işlem TAKBİS’e kaydedilir ve tapu müdürlüğü tarafından tescil gerçekleştirilir. Basit bir noter imza onayı ise resmî taşınmaz satış işlemiyle aynı değildir.
Satışın neden gerçekleşmediğine ve ödemenin hukuki niteliğine göre geri istenebilir. Ödemenin kapora, cayma parası veya satış bedeli avansı olup olmadığı sözleşme ve banka kayıtları üzerinden belirlenir.
Tapuya kayıtlı olmayan yapı veya bölüm bakımından mülkiyet devri ciddi hukuki risk taşır. Arsa payı, ruhsat, proje, yapı kayıtları ve satıcının hak sahipliği incelenmeden ödeme yapılmamalıdır.
Paydaş kural olarak kendi payını üçüncü kişiye satabilir. Ancak diğer paydaşların kanuni önalım hakkı doğabilir ve yeni alıcıya karşı dava açılabilir.
Evet. Paydaşlardan biri, hukuki bir engel bulunmadıkça ortaklığın giderilmesini talep edebilir. Önce arabulucuya başvurulması, anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde dava açılması gerekir.
Hayır. Davanın açılabilirliği ve süresi hukuki sebebe göre değişir. Kadastro, önalım, sözleşme, miras veya yolsuz tescil iddiaları aynı sürelere tabi değildir.
Kararın toplantı ve karar yeter sayılarına, yönetim planına ve Kat Mülkiyeti Kanunu’na uygunluğu incelenmelidir. Uyuşmazlık çözülmezse önce arabulucuya başvurulması ve ardından sulh hukuk mahkemesinde dava açılması gündeme gelir.
Kiracının sorumlu olduğu zarar teslim tutanağı, fotoğraflar, faturalar ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir. Olağan kullanımdan kaynaklanan eskime ve yıpranma kiracıya yüklenemez.
Yıkım kararı idari işlem niteliğindedir ve kural olarak idare mahkemesinde iptal davasına konu edilir. Dava açma süresi tebliğ veya öğrenme tarihine göre başladığından karar alındığında gecikmeden işlem yapılmalıdır.
Hayır. Borcun sona ermesi ipoteği tapu kaydından otomatik olarak kaldırmaz. Alacaklının terkin iradesinin tapu müdürlüğüne iletilmesi ve tapuda terkin işlemi yapılması gerekir.
Tapu ve tescil işlemleri, taşınmaz satışları, ortaklığın giderilmesi, kira ve kat mülkiyeti uyuşmazlıkları, imar, kamulaştırma ve gayrimenkul davaları hakkında iletişime geçebilirsiniz.