İş sözleşmelerinin kurulmasından ücret ve çalışma koşullarına, fesih süreçlerinden kıdem ve ihbar tazminatına, işe iade başvurularından iş kazası ve işçilik alacaklarına kadar iş ilişkisinin tüm aşamalarına ilişkin hukuki süreçler.
İş sözleşmeleri, ücret, izin ve çalışma düzeni
Ücret, fazla çalışma, tatil ve yıllık izin alacakları
Kıdem, ihbar, haklı ve geçerli fesih süreçleri
Arabuluculuk, dava, deliller ve hak düşürücü süreler
İş hukuku; işçi ile işveren arasındaki ilişkinin kurulmasını, çalışma koşullarını, ücret ve izin haklarını, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini, iş sözleşmesinin sona ermesini ve sona ermeye bağlı alacakları düzenler. İşten çıkarılan bir işçinin öncelikle fesih bildirimini, SGK işten ayrılış kaydını, ücret bordrolarını ve banka hareketlerini temin etmesi; işe iade koşulları bulunuyorsa fesih bildiriminin tebliğinden itibaren başlayan bir aylık arabuluculuk süresini kaçırmaması gerekir.
İş uyuşmazlıklarında sonuç yalnızca işçinin ne kadar süre çalıştığına veya işverenin hangi gerekçeyi ileri sürdüğüne göre belirlenmez. İş sözleşmesinin türü, gerçek ücret, fesih sebebi, işyerindeki çalışan sayısı, çalışma kayıtları, tarafların bildirimleri ve kanuni süreler birlikte değerlendirilir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun yanında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu somut olayın özelliklerine göre uygulanabilir.
İş ilişkisinin kurulmasından sona ermesine kadar işçi ve işveren bakımından doğabilecek hukuki ihtiyaçlar; sözleşme, kayıt, fesih, alacak ve uyuşmazlık boyutlarıyla birlikte değerlendirilir.
Sonuç; yalnızca çalışma süresine veya fesih belgesindeki açıklamaya göre değil, iş ilişkisinin bütünü ve mevcut deliller birlikte incelenerek belirlenir.
Çalışanın tabi olduğu kanun, sözleşme türü, görev tanımı, bağımlılık ilişkisi ve fiilî çalışma düzeni birlikte incelenir.
Bordrolar, banka hareketleri, puantajlar, vardiyalar, giriş-çıkış kayıtları ve elektronik yazışmalar üzerinden alacak kalemleri değerlendirilir.
Fesih sebebi, bildirim usulü, iş güvencesi koşulları, arabuluculuk ve dava süreleri somut olay bakımından ayrı ayrı ele alınır.
Kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma, işe iade ve diğer talepler hukuka uygun delillerle ve doğru başvuru yolu üzerinden yapılandırılır.
İş sözleşmesinin kurulması, çalışma koşulları, fesih, tazminatlar, işe iade, iş kazası, ispat ve yargılama süreçlerine ilişkin ayrıntılı açıklamalar.
İş hukukunun temel kaynağı 4857 sayılı İş Kanunu’dur. Bunun yanında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve kıdem tazminatı bakımından yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uygulanır. Sendikal ilişkiler ve toplu iş sözleşmeleri ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında değerlendirilir.
Her çalışan doğrudan 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi değildir. Deniz taşıma işlerinde çalışan gemiadamları, gazeteciler, belirli tarım ve orman işlerinde çalışanlar ile İş Kanunu’nun kapsam dışında bıraktığı bazı çalışanlar hakkında özel kanunlar veya Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanabilir. Uyuşmazlıkta ilk olarak iş ilişkisinin hangi kanuna tabi olduğu belirlenmelidir.
İş hukuku kapsamında başlıca şu konular ele alınır:
İş sözleşmesi, işçinin bağımlı olarak çalışmayı, işverenin ise ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin yaptığı işin adı veya tarafların sözleşmeye verdiği başlık tek başına belirleyici değildir. Çalışanın işverenin talimatlarına bağlı olması, çalışma düzeninin işveren tarafından belirlenmesi ve işin işverenin organizasyonu içinde yürütülmesi iş ilişkisinin tespitinde önem taşır.
Süresi bir yıl veya daha uzun olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur. Yazılı sözleşme bulunmayan diğer durumlarda ise işveren; çalışma koşullarını, çalışma süresini, temel ücreti, ücret eklerini, ödeme dönemini ve fesih hükümlerini gösteren yazılı belgeyi kanunda belirtilen süre içinde işçiye vermelidir.
İş ilişkisinin ne zaman sona ereceği başlangıçta kararlaştırılmamışsa sözleşme belirsiz sürelidir. İş hukukunda devamlı nitelikteki işler bakımından genel sözleşme türü budur.
Belirsiz süreli sözleşmenin sona erdirilmesinde bildirim süreleri, iş güvencesi hükümleri ve fesih sebebinin geçerliliği önem taşır.
Belirli süreli sözleşme; belirli bir işin tamamlanması, belirli bir olgunun ortaya çıkması veya süresi objektif olarak belirlenebilen geçici bir ihtiyacın bulunması gibi esaslı nedenlere dayanmalıdır.
Sözleşmeye yalnızca bir bitiş tarihi yazılması, yapılan iş gerçekte sürekli nitelikteyse sözleşmeyi kendiliğinden belirli süreli hâle getirmez. Esaslı neden bulunmaksızın art arda yenilenen belirli süreli sözleşmeler başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilebilir.
Taraflar sözleşmeye deneme süresi koyabilir. Deneme süresi kural olarak en fazla iki aydır; toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar uzatılabilir.
Deneme süresi içinde taraflar bildirim süresine uymadan ve ihbar tazminatı ödemeden sözleşmeyi sona erdirebilir. Ancak işçinin çalıştığı günlere ilişkin ücret, fazla çalışma ve diğer doğmuş hakları ödenmelidir.
Kısmi süreli çalışan işçi, yalnızca çalışma süresi daha az olduğu için karşılaştırılabilir tam süreli işçiden farklı işleme tabi tutulamaz. Bölünebilir parasal haklar, çalışma süresiyle orantılı olarak hesaplanabilir.
Uzaktan çalışma ise işçinin işini işyeri dışında, teknolojik iletişim araçlarıyla yerine getirmesine dayanır. Uzaktan çalışılması; ücret, yıllık izin, eşit davranma ve iş sağlığı ve güvenliği haklarını ortadan kaldırmaz. İşin yapılacağı yer, çalışma saatleri, iletişim yöntemi, ekipmanların temini ve giderlerin karşılanması sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.
İşçinin temel borcu, kararlaştırılan işi özenle ve işverenin hukuka uygun talimatlarına bağlı olarak yerine getirmektir. İşçi ayrıca sadakat, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyma ve kendisine teslim edilen araçları özenle kullanma yükümlülüğü altındadır.
İşverenin başlıca yükümlülükleri ise şunlardır:
Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi uyarınca işveren, işçinin kişiliğini korumak ve işyerinde psikolojik veya cinsel tacize uğramaması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşverenin yalnızca doğrudan gerçekleştirdiği davranışlar değil, işyerinde gerçekleştiğini öğrendiği ihlallere karşı etkili önlem almaması da sorumluluk doğurabilir.
Ücret, yapılan iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan para ile ödenen karşılıktır. İşçiye temel ücretin yanında prim, ikramiye, satış payı, yemek, yol veya düzenli sosyal yardım sağlanabilir.
Ücret kural olarak en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmesi sona erdiğinde işçinin ücretinin ve para ile ölçülebilen doğmuş haklarının tam olarak ödenmesi gerekir. Ücret alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir.
İşveren, yapılan ödemeyi gösteren ücret hesap pusulasında şu kalemleri ayrı ayrı göstermelidir:
Bordroda ücretin gösterilmesi, bedelin mutlaka ödendiği anlamına gelmez. Ödemenin banka kaydı, makbuz veya diğer ödeme belgeleriyle de doğrulanması gerekir.
Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir neden olmaksızın ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle çalışmayan işçinin sözleşmesi yalnızca işe gelmediği gerekçesiyle feshedilemez. Ödenmeyen ücret, şartları varsa işçiye haklı nedenle fesih hakkı da verir.
Örnek olarak, işçinin iki aylık ücretinin ödenmemesi hâlinde işçi fesih sebebini yazılı biçimde bildirerek sözleşmesini haklı nedenle sona erdirebilir. En az bir yıllık kıdemi bulunuyorsa kıdem tazminatı da talep edebilir. İşçinin yalnızca işe gitmeyi bırakması ise feshin nedenini ve tarihini tartışmalı hâle getirebilir.
Genel haftalık çalışma süresi en fazla kırk beş saattir. Taraflar aksini kararlaştırmamışsa bu süre çalışılan günlere eşit şekilde dağıtılır. Denkleştirme uygulansa dahi günlük çalışma süresi kural olarak on bir saati aşamaz.
Haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır. Her fazla çalışma saati için normal saatlik ücret yüzde elli artırılarak ödenir.
Sözleşmeyle haftalık çalışma süresi kırk beş saatin altında belirlenmişse sözleşmedeki süreyi aşan ancak kırk beş saate ulaşmayan çalışmalar “fazla sürelerle çalışma” sayılır. Bu çalışmaların saatlik ücreti yüzde yirmi beş artırılarak hesaplanır.
İşçi zamlı ücret yerine serbest zaman kullanmayı seçebilir:
Serbest zamanın altı ay içinde, çalışma süresi içinde ve ücret kesintisi yapılmadan kullandırılması gerekir. Fazla çalışma süresinin toplamı yılda iki yüz yetmiş saati aşamaz. Bu sınırın aşılması, gerçekleştirilen fazla çalışmanın karşılıksız kalacağı anlamına gelmez; yapılan çalışma yine ücret veya serbest zaman karşılığı doğurur.
Fazla çalışma yaptığını ileri süren işçi, çalışma iddiasını ispatlamalıdır. İspatta şu deliller kullanılabilir:
Yargıtay uygulamasında imzalı ve ihtirazı kayıtsız bordroda fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirilmişse, bordroda gösterilenden daha fazla çalışma kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır. Bordroların imzasız olması, tahakkukların sembolik kalması veya ödemenin banka kayıtlarıyla uyuşmaması hâlinde diğer deliller ayrıca değerlendirilir.
İşçiye yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat hafta tatili verilmelidir. İşçi hafta tatilinde çalışmasa da kanuni koşulları sağladığında o günün ücretini alır. Hafta tatilinde çalıştırılması hâlinde yapılan çalışmanın karşılığı ayrıca hesaplanır.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işçi çalışmazsa o günün ücretini herhangi bir çalışma karşılığı olmaksızın alır. Çalışırsa normal ücretine ek olarak her çalışılan gün için ayrıca bir günlük ücret ödenir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha yüksek ödeme kararlaştırılabilir.
İşyerinde deneme süresi dâhil en az bir yıl çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır. Yıllık izin hakkından vazgeçilemez ve iş sözleşmesi devam ederken izin hakkı kural olarak para ödenerek ortadan kaldırılamaz. İznin fiilen kullandırılması gerekir.
Asgari yıllık izin süreleri hizmet süresine göre şöyledir:
On sekiz yaş ve altındaki işçiler ile elli yaş ve üzerindeki işçilere verilecek yıllık izin yirmi günden az olamaz. Yer altı işlerinde çalışanların izin süreleri dört gün artırılır.
Yıllık izin tarafların anlaşmasıyla bölünebilir; ancak bölümlerden biri on günden az olamaz. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri yıllık izin süresinden sayılmaz.
İş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmamış yıllık izinlerin ücreti, işçinin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödenir. Bu alacağa ilişkin zamanaşımı da sözleşmenin sona erdiği tarihte başlar.
İşveren, yıllık izinlerin kullandırıldığını gösteren izin kayıtlarını tutmakla yükümlüdür. İmzasız, tarihsiz veya sonradan topluca düzenlenen izin belgeleri uyuşmazlık hâlinde yeterli görülmeyebilir.
İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı bir neden bulunmadıkça tam süreli işçi karşısında kısmi süreli işçiye; belirsiz süreli işçi karşısında belirli süreli işçiye farklı işlem uygulayamaz.
Cinsiyet veya gebelik nedeniyle işe alımda, çalışma koşullarında, ücrette ve sözleşmenin sona erdirilmesinde doğrudan ya da dolaylı ayrım yapılamaz. Aynı veya eşit değerde iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılması da yasaktır.
Eşit davranma borcunun ihlal edilmesi hâlinde işçi:
ileri sürebilir. İşçi ayrımcılığın varlığı ihtimalini güçlü biçimde gösteren olgular ortaya koyarsa ihlal bulunmadığını ispat yükü işverene geçer.
Psikolojik taciz; işçiyi yıldırmaya, dışlamaya, değersizleştirmeye veya işten ayrılmaya zorlamaya yönelen sistematik davranışlar bütünüdür. Tek bir tartışma, kaba söz veya yönetim kararı her durumda psikolojik taciz sayılmaz. Davranışların süresi, tekrarı, işçiye etkisi, taraflar arasındaki güç ilişkisi ve işverenin aldığı önlemler birlikte incelenir.
Psikolojik taciz şu davranışlarla ortaya çıkabilir:
Anayasa Mahkemesi, psikolojik taciz iddialarında olayların bütün olarak incelenmesi, kişilerin maddi ve manevi varlığının korunması ve yetkili makamların etkili bir değerlendirme yapması gerektiğini vurgulamaktadır.
Psikolojik taciz iddiasında e-postalar, mesajlar, görev değişikliği yazıları, performans kayıtları, sağlık raporları, tanık anlatımları ve işverene yapılan yazılı şikâyetler önem taşır. İşverenin davranışlardan haberdar edildiği ve gerekli önlemleri almadığı da belgelendirilmelidir.
Belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı neden bulunmaksızın sona erdirmek isteyen taraf, karşı tarafa kanuni bildirim süresi tanımalıdır.
Bildirim süreleri işçinin kıdemine göre şöyledir:
Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir. İşveren, bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi hemen sona erdirebilir. Bildirim süresine uyulmadan yapılan fesih, ihbar tazminatı doğurur.
Bildirim süresi içinde işçiye ücret kesintisi yapılmadan günde en az iki saat yeni iş arama izni verilmelidir. İşveren bu izni kullandırmazsa izin süresine ait ücreti; izin sırasında işçiyi çalıştırırsa ayrıca zamlı ücreti öder.
İşçi, belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesini kanunda sayılan haklı nedenlerden biri varsa bildirim süresini beklemeden sona erdirebilir.
Başlıca haklı fesih nedenleri şunlardır:
Ücretin sürekli geciktirilmesi, fazla çalışma karşılıklarının ödenmemesi, gerçek ücretin bordroya yansıtılmaması veya kararlaştırılan primlerin haklı sebep olmadan ödenmemesi işçiye haklı fesih hakkı verebilir.
İşçinin görevinin, ücretinin, çalışma yerinin veya çalışma saatlerinin işveren tarafından kanuni sınırlar dışında esaslı biçimde değiştirilmesi ve işçinin yazılı onayının alınmaması haklı fesih değerlendirmesine konu olabilir.
İşverenin işçiye veya ailesine yönelik hakaret, tehdit, saldırı ya da cinsel taciz niteliğindeki davranışları haklı fesih sebebidir. İşçinin başka bir çalışan veya üçüncü kişi tarafından cinsel tacize uğradığını işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması da haklı fesih hakkı verir.
Yapılan iş, işin niteliğinden kaynaklanan nedenle işçinin sağlığı veya yaşamı için tehlikeli hâle gelmişse işçi sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.
İşyerinde çalışmayı bir haftadan fazla durduran zorlayıcı bir neden ortaya çıkarsa işçi bildirim süresini beklemeden sözleşmeyi sona erdirebilir.
Haklı fesih bildirimi yazılı yapılmalı ve sebep açıkça belirtilmelidir. “Kendi isteğimle ayrılıyorum” şeklindeki genel bir dilekçe, gerçekte haklı neden bulunsa bile ispat sorununa yol açabilir.
İşveren de kanunda sayılan şartların gerçekleşmesi hâlinde iş sözleşmesini bildirim süresi vermeden sona erdirebilir.
Başlıca haklı fesih nedenleri şunlardır:
Her performans düşüklüğü, hata veya işyeri kuralına aykırılık haklı fesih oluşturmaz. Davranışın ağırlığı, işçinin kusuru, olayın sonuçları ve daha hafif yaptırımların yeterli olup olmayacağı değerlendirilmelidir.
Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlara dayalı haklı fesih hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren altı iş günü ve her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. İşçinin olaydan maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık üst süre uygulanmaz.
Kıdem tazminatı için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışması ve sözleşmenin kanunda kıdem tazminatı hakkı doğuran bir nedenle sona ermesi gerekir.
Başlıca kıdem tazminatı hâlleri şunlardır:
Kendi isteğiyle ve haklı neden göstermeden istifa eden işçi kural olarak kıdem tazminatı alamaz. Ancak dilekçenin “istifa” olarak adlandırılması tek başına belirleyici değildir. İşçinin ücretinin ödenmemesi, taciz, sağlık tehlikesi veya çalışma koşullarının uygulanmaması nedeniyle ayrıldığı ispatlanırsa fesih haklı kabul edilebilir.
Kıdem tazminatı, her tam çalışma yılı için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. Artan süreler oranlanarak hesaba katılır. Düzenli yol, yemek, ikramiye ve para ile ölçülebilen devamlı menfaatler şartları varsa hesaplamaya dâhil edilir. Hesaplama sırasında fesih tarihindeki kanuni kıdem tazminatı tavanı uygulanır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı neden bulunmaksızın ve kanuni bildirim süresine uymadan sona erdiren taraf, karşı tarafa ihbar tazminatı öder.
İşveren işçiyi derhal işten çıkarır ve geçerli bir haklı neden ispatlayamazsa işçi ihbar tazminatı talep edebilir. İşçi de haklı neden bulunmaksızın bildirim süresine uymadan ayrılırsa işverenin ihbar tazminatı talebiyle karşılaşabilir.
Haklı nedenle derhal fesihte ve belirli süreli sözleşmenin kararlaştırılan tarihte sona ermesinde kural olarak ihbar tazminatı doğmaz. Kıdem ve ihbar tazminatı farklı şartlara bağlıdır; bazı fesihlerde ikisi birlikte, bazı fesihlerde yalnızca biri talep edilebilir.
Otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde, en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçinin sözleşmesi ancak geçerli bir nedene dayanılarak feshedilebilir. İşletmenin bütününü yöneten ve işe alma-çıkarma yetkisi bulunan belirli işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışında kalabilir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından altı aylık kıdem şartı aranmaz.
Geçerli neden;
kaynaklanabilir.
İşveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve sebebi açık, kesin ve somut biçimde belirtmek zorundadır. İşçinin davranışı veya verimiyle ilgili fesihlerde, kanundaki istisnalar dışında işçinin savunması alınmadan fesih yapılamaz.
Sendika üyeliği, hamilelik, doğum, ayrımcılık nedenleri, işveren aleyhine yasal yollara başvurulması veya kanuni izinlerin kullanılması geçerli fesih nedeni oluşturmaz.
İşletmesel nedenle fesihte işverenin ileri sürdüğü kararın gerçek ve tutarlı olması, işçinin yaptığı işin ortadan kalkması ve feshin son çare olarak uygulanması önem taşır. Uygun boş pozisyon bulunmasına rağmen işçiye teklif edilmemesi veya fesih sonrasında aynı göreve yeni çalışan alınması, fesih nedeninin geçerliliğini tartışmalı hâle getirebilir.
İşe iade talebinde süreler hak düşürücü niteliktedir. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açılmalıdır.
Feshin geçersizliğine karar verilirse:
İşçi on iş günlük başvuru süresini geçirirse fesih geçerli hâle gelir ve işe iadenin sonuçlarından yararlanamaz.
İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak; riskleri önlemek, eğitim vermek, gerekli araç ve ekipmanları sağlamak ve alınan tedbirleri denetlemekle yükümlüdür. İş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri çalışan sayısına veya işyerinin tehlike sınıfına göre tamamen ortadan kalkmaz.
Ciddi ve yakın tehlike ile karşılaşan çalışan, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna; kurul bulunmuyorsa işverene başvurarak durumun tespitini ve gerekli önlemlerin alınmasını isteyebilir. Talep doğrultusunda karar verilirse önlemler alınana kadar çalışmaktan kaçınabilir.
Hizmet sözleşmesiyle çalışan bir sigortalının geçirdiği iş kazası, işveren tarafından kolluk kuvvetlerine derhal ve SGK’ye kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmelidir. İşverenin kontrolü dışındaki bir yerde gerçekleşen ve sonradan öğrenilen kazalarda süre, öğrenme tarihine göre değerlendirilir.
İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle şartları varsa şu talepler ileri sürülebilir:
İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir. Bu uyuşmazlıklar doğrudan görevli mahkemeye taşınabilir.
İş hukukunda bir hakkın kanunda düzenlenmiş olması tek başına yeterli değildir. Çalışma biçiminin, ücretin, fesih nedeninin ve alacağın hangi delillerle ispatlanacağı belirlenmelidir.
Başlıca deliller şunlardır:
Fazla çalışma ve tatil günlerinde çalışma iddiasını kural olarak işçi; ücretlerin ödendiğini ise işveren ispatlar. İşveren ayrıca yıllık izinlerin kullandırıldığını kanuna uygun izin kayıtlarıyla ortaya koymalıdır.
WhatsApp mesajı, e-posta ve diğer elektronik kayıtlar iş ilişkisine ait olduğu, bütünlüğü korunduğu ve hukuka uygun şekilde elde edildiği ölçüde delil olarak kullanılabilir. Gizlice elde edilen ses veya görüntü kayıtları ise otomatik olarak geçerli delil sayılmaz; kaydın elde edilme biçimi ve başka türlü ispat imkânının bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacakları, tazminat talepleri ve işe iade uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Bu kapsamda arabuluculuğa tabi başlıca talepler şunlardır:
Arabuluculuk yapılmadan doğrudan dava açılması hâlinde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden sonuçlanabilir. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenmelidir.
Uyuşmazlıklar kural olarak iş mahkemesinde görülür. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Dava, davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. İşçinin bu yetkili mahkemelerde dava açmasını engelleyen sözleşme hükümleri geçersizdir.
Ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretleri beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu alacaklarda zamanaşımı, her bir alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı işler.
İş sözleşmesinden kaynaklanan;
için zamanaşımı süresi beş yıldır. Yıllık izin ücretinde süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte başlar.
Zamanaşımı süresi ile işe iade süresi birbirinden farklıdır. İşe iade için öngörülen bir aylık arabuluculuk ve iki haftalık dava süreleri hak düşürücü niteliktedir. Sürenin geçirilmesi hâlinde işe iade talebi ortadan kalkar; ancak şartları varsa kıdem, ihbar ve diğer alacak talepleri ayrıca ileri sürülebilir.
İş mahkemeleri fesih belgesindeki ifadeyle bağlı kalmadan olayın gerçekte nasıl gerçekleştiğini inceler. “İstifa”, “performans düşüklüğü” veya “devamsızlık” gibi bir açıklamanın belgeye yazılması, bu nedenin mutlaka doğru kabul edileceği anlamına gelmez.
İşe iade davalarında feshin geçerli veya haklı nedene dayandığını ispat yükü işverene aittir. İşçi feshin başka bir nedene, örneğin sendikal faaliyet veya ayrımcılığa dayandığını iddia ediyorsa bu iddiasını destekleyen olguları ortaya koymalıdır.
Fazla çalışma uyuşmazlıklarında tanık anlatımları kullanılabilir. Ancak tanığın işçiyle aynı dönemde çalışması, çalışma düzenini doğrudan bilmesi ve anlatımının işyeri kayıtlarıyla uyumlu olması önemlidir. İmzalı ve ihtirazı kayıtsız bordroların bulunduğu dönemler bakımından daha fazla çalışmanın yazılı delille ispatlanması aranabilir.
Psikolojik taciz iddialarında ise davranışlar tek tek değil, sürecin bütünü içinde değerlendirilir. Çalışanın görev değişiklikleri, disiplin işlemleri, sağlık durumu, şikâyetleri ve işverenin verdiği karşılık birlikte incelenir.
Fesih, süre, bordro, izin ve delil konularındaki hatalar; hak kaybına veya ispat sürecinin zorlaşmasına neden olabilir.
İşçi haklı nedenle ayrılmasına rağmen yalnızca işe gitmeyi bırakırsa işveren devamsızlık tutanağı düzenleyebilir. Fesih sebebinin tarih ve olaylarla birlikte yazılı bildirilmesi, ayrılığın istifa değil haklı fesih olduğunun ispatında önem taşır.
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmaması işe iade hakkının kaybedilmesine neden olur. İşçilik alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olması, işe iade için de beş yıl bulunduğu anlamına gelmez.
İşçinin belgeyi imzalamış olması her durumda bütün hakların sona erdiği anlamına gelmez. Belgenin düzenlenme tarihi, içeriği, ödemenin yapılıp yapılmadığı ve işçinin gerçek iradesi incelenir. Bununla birlikte imzalanan belge ispat sürecini zorlaştırabileceğinden içeriği anlaşılmadan imza atılmamalıdır.
Gerçek ücret ile bordroda gösterilen ücret farklıysa banka kayıtları, emsal ücret araştırması, görev tanımı ve diğer çalışanlara yapılan ödemeler önem kazanır. İşçinin her ay bordro imzalaması, sonraki uyuşmazlıkta ispat koşullarını değiştirebilir.
İş ilişkisi devam ederken yıllık izin kural olarak fiilen kullandırılmalıdır. İşçiye izin yerine ek ödeme yapılması, yıllık dinlenme hakkını ortadan kaldırmaz.
SGK çıkış kodu önemli bir kayıt olmakla birlikte feshin gerçek nedenini tek başına kesin olarak belirlemez. Fesih bildirimi, tarafların yazışmaları, tutanaklar ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Telefonun izinsiz incelenmesi, özel yazışmaların hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi veya sürekli gizli kayıt yapılması ayrı hukuki sorumluluklar doğurabilir. Delilin mahkemeye sunulabilir olması ile teknik olarak elde edilebilir olması aynı şey değildir.
İşçi ve işverenler tarafından fesih, tazminat, ücret, izin, fazla çalışma, deliller ve iş kazası süreçleri hakkında sıklıkla yöneltilen sorular.
Hayır. İstifa dilekçesi önemli bir delildir ancak tek başına kesin sonuç doğurmaz. Dilekçenin baskıyla alındığı, önceden imzalatıldığı veya işçinin gerçekte ücretinin ödenmemesi gibi haklı bir nedenle ayrıldığı ispatlanırsa kıdem tazminatı talep edilebilir.
Ücret, ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir neden olmadan ödenmemişse işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. İşçi ayrıca şartları varsa sözleşmesini haklı nedenle feshederek ücret ve kıdem tazminatı talep edebilir.
Fesih işçinin davranışı veya verimiyle ilgili geçerli nedene dayanıyorsa kural olarak savunma alınmalıdır. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hâllerde ise savunma şartı aynı şekilde uygulanmaz.
Evet. Giriş-çıkış kayıtları, vardiya listeleri, mesajlar, e-postalar, görev kayıtları ve diğer işyeri belgeleriyle fazla çalışma ispatlanabilir. Tanık, kullanılabilecek delillerden yalnızca biridir.
Kural olarak hayır. Yıllık izin iş ilişkisi devam ederken dinlenme amacıyla kullandırılmalıdır. Kullanılmayan izin ancak iş sözleşmesi sona erdiğinde ücret alacağına dönüşür.
Fesih biçimine göre ikisi birlikte alınabilir. İşverenin işçiyi haklı neden olmadan ve bildirim süresi vermeden çıkarması hâlinde şartları bulunan işçi hem kıdem hem ihbar tazminatı talep edebilir. İşçi haklı nedenle fesih yaparsa kıdem tazminatı isteyebilir ancak ihbar tazminatı isteyemez.
İşverenden kodun düzeltilmesi talep edilebilir. Uyuşmazlık çözülmezse gerçek fesih nedeninin tespiti, işçilik alacakları veya işe iade talepleri arabuluculuk ve dava sürecinde ileri sürülebilir. Yanlış kod nedeniyle somut bir zarar doğmuşsa bu zarar ayrıca değerlendirilir.
Hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve taraflara ait olduğu doğrulanabilen mesajlar delil olarak kullanılabilir. Mesajların tarihleri, çalışma saatleri ve diğer işyeri kayıtlarıyla uyumu ispat gücünü artırır.
Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir.
AYRIMCILIK YILDIRMA BASKI KORKU DEPRESYON"
İş sözleşmeleri, işçilik alacakları, fesih, kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, iş kazası ve iş mahkemesi süreçleri hakkında iletişime geçebilirsiniz.