Çalışma Alanlarımız

Miras Hukuku

Yasal mirasçılık ve tereke işlemlerinden mirasın reddine, vasiyetname ve saklı pay uyuşmazlıklarından paylaşma, muris muvazaası ve miras davalarına kadar miras hukukuna ilişkin hukuki süreçler.

Başlıca çalışma başlıkları
01

Mirasçılık ve Tereke

Yasal mirasçılar, miras payları, terekenin tespiti ve korunması

02

Mirasın Reddi

Üç aylık ret süresi, kabul sayılan işlemler ve hükmen ret

03

Vasiyetname ve Saklı Pay

Ölüme bağlı tasarruflar, tenkis, çıkarma ve feragat

04

Paylaşma ve Miras Davaları

Miras ortaklığı, paylaşma, muris muvazaası ve dava süreçleri

Hukuki Çerçeve

Mirasın geçişi ve terekeninhukuki yapısı

Miras hukuku; kişinin ölümüyle birlikte malvarlığının, alacaklarının ve borçlarının kimlere, hangi oranlarda ve hangi şartlarla geçeceğini düzenler. Miras yalnızca taşınmazlardan ve banka hesaplarından oluşmaz. Miras bırakanın borçları, devam eden davaları, şirket payları, araçları, sözleşmeden doğan hakları ve para ile ölçülebilen diğer yükümlülükleri de terekeye dâhil olabilir.

Mirasçılar, mirası kural olarak miras bırakanın ölümüyle birlikte kendiliğinden kazanır. Bu nedenle mirasçılık belgesi alınmamış veya tapu intikali yapılmamış olması, mirasçılığın henüz başlamadığı anlamına gelmez. Özellikle miras bırakanın borçlarının malvarlığından fazla olabileceği durumlarda, tereke araştırılmadan işlem yapılmamalı ve mirasın reddi için öngörülen üç aylık süre geçirilmemelidir. Türk Medeni Kanunu, mirasın kazanılması, paylaşılması ve reddedilmesine ilişkin temel kuralları düzenlemektedir.

Hizmet Kapsamı

Miras hukukunda ele aldığımız başlıklar

Mirasçılığın belirlenmesinden terekenin araştırılmasına, vasiyetname ve saklı paydan mirasın reddi, paylaşma ve dava süreçlerine kadar hukuki ihtiyaçlar belge, süre ve görevli merci yönleriyle birlikte değerlendirilir.

Yasal mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesi
Mirasçılık belgesinin alınması ve iptali
Terekenin tespiti ve korunması
Vasiyetname ve miras sözleşmeleri
Saklı pay ve tenkis davaları
Mirastan çıkarma ve mirastan yoksunluk
Mirastan feragat sözleşmeleri
Mirasın reddi
Tereke borçlarından sorumluluk
Miras mallarının paylaşılması
Miras ortaklığının giderilmesi
Mirasta denkleştirme
Muris muvazaasına dayalı tapu davaları
Vasiyetnamenin iptali
Miras sebebiyle istihkak davaları
Tereke mallarının izinsiz kullanılması
Miras kalan şirket payları ve ticari işletmeler
Tarım arazilerinin miras yoluyla devri
Çalışma Yaklaşımı

Miras uyuşmazlıklarında sistemli değerlendirme

Miras ilişkileri yalnızca miras payı hesabından ibaret değildir. Terekenin kapsamı, borçlar, ölüme bağlı tasarruflar, süreler ve mirasçıların işlemleri birlikte incelenir.

01

Terekenin bütüncül incelenmesi

Miras bırakanın yalnızca görünen malları değil; borçları, banka hesapları, şirket payları, davaları ve diğer hakları birlikte değerlendirilir.

02

Mirasçılık ve pay hesabı

Yasal ve atanmış mirasçılar, zümre sistemi, sağ kalan eşin payı, mal rejimi tasfiyesi ve saklı pay kuralları ayrı ayrı ele alınır.

03

Süre ve usul kontrolü

Mirasın reddindeki üç aylık süre, tenkis ve iptal davalarındaki süreler ile görevli ve yetkili mahkeme işlem öncesinde belirlenir.

04

Koruma ve uyuşmazlık çözümü

Terekenin korunması, delillerin toplanması, paylaşma, arabuluculuk ve dava seçenekleri somut olayın şartlarına göre yapılandırılır.

Detaylı Başlıklar

Miras hukukuna ilişkin temel süreçler

Mirasın açılmasından paylaşılmasına kadar karşılaşılabilecek başlıca hukuki konular aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

01 Mirasın Açılması ve Mirasın Kendiliğinden Kazanılması

Miras, miras bırakanın ölümüyle açılır. Mirasçıların daha sonra mirasçılık belgesi alması, tapuda intikal yaptırması veya banka hesabındaki parayı çekmesi mirasın başladığı tarih değildir.

Yasal ve atanmış mirasçılar, mirası ölüm anından itibaren bir bütün olarak kazanır. Bu kazanım yalnızca mal ve hakları değil, miras bırakanın borçlarını da kapsar. Mirasçılar, mirası süresinde reddetmedikleri takdirde tereke borçlarından kanunda öngörülen şekilde sorumlu olabilir.

Mirasın açıldığı yer, miras bırakanın son yerleşim yeridir. Vasiyetnamenin iptali, tenkis, mirasın paylaşılması ve miras sebebiyle istihkak gibi birçok miras davasında miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi önem taşır. Taşınmazın aynına ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine ilişkin özel yetki kuralları uygulanabilir.

02 Yasal Mirasçılar ve Zümre Sistemi

Miras bırakan geçerli bir ölüme bağlı tasarruf yapmamışsa veya yaptığı tasarruf terekenin tamamını kapsamıyorsa miras, Türk Medeni Kanunu’ndaki yasal mirasçılık kurallarına göre paylaşılır.

Kan hısımlarının mirasçılığı zümre sistemine dayanır. Önceki zümrede mirasçı bulunması, sonraki zümrenin mirasçılığını engeller.

Altsoyun mirasçılığı

Miras bırakanın çocukları birinci zümre mirasçıdır. Çocuklar mirastan eşit pay alır.

Miras bırakanın bir çocuğu kendisinden önce ölmüşse, bu çocuğun payı kendi altsoyuna, yani miras bırakanın torunlarına geçer. Torunlar, ölen anne veya babalarının alacağı payı kendi aralarında paylaşır.

Kız ve erkek çocukların miras payları eşittir. Çocuğun evli, bekâr, ekonomik olarak güçlü veya zayıf olması yasal miras payını değiştirmez.

Ana ve baba zümresinin mirasçılığı

Miras bırakanın altsoyu bulunmuyorsa miras, ikinci zümreyi oluşturan anne ve babaya geçer. Anne ve baba eşit pay alır.

Anne veya babadan biri miras bırakandan önce ölmüşse onun payı kendi altsoyuna, yani miras bırakanın kardeşlerine ve gerektiğinde kardeşlerin çocuklarına geçer.

Miras bırakanın altsoyu bulunduğu sürece anne, baba, kardeş ve yeğenler yasal mirasçı olamaz.

Büyük ana ve büyük baba zümresi

Miras bırakanın altsoyu, anne ve babası ile onların altsoyu bulunmuyorsa üçüncü zümre olan büyükanne ve büyükbabalar mirasçı olur.

Önceden ölen büyükanne veya büyükbabanın payı, kanunda belirtilen sınırlar içinde kendi altsoyuna geçebilir. Sağ kalan eşin bulunması, üçüncü zümredeki bazı hısımların mirasçılığını sınırlar.

Evlatlığın mirasçılığı

Evlatlık ve onun altsoyu, evlat edinen kişiye kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığı da devam eder.

Buna karşılık evlat edinen kişi ile onun hısımları, evlatlığa yasal mirasçı olmaz. Evlat edinenin evlatlığa mirasçı olabilmesi için vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi bir tasarruf yapılması gerekir.

Devletin mirasçılığı

Miras bırakanın yasal veya atanmış mirasçısı bulunmuyorsa miras Devlete geçer. Devletin tereke borçlarından sorumluluğu, kendisine geçen malvarlığı değerleriyle sınırlıdır.

03 Sağ Kalan Eşin Miras Payı

Sağ kalan eşin miras payı, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir.

Sağ kalan eş:

  • Miras bırakanın altsoyu ile birlikte mirasçıysa mirasın dörtte birini,
  • Miras bırakanın anne ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa mirasın yarısını,
  • Büyükanne ve büyükbaba zümresiyle birlikte mirasçıysa mirasın dörtte üçünü,
  • Bu zümrelerden hiçbir mirasçı bulunmuyorsa mirasın tamamını alır.

Örnek olarak, miras bırakanın eşi ve iki çocuğu bulunuyorsa eş mirasın dörtte birini alır. Kalan dörtte üçlük kısım iki çocuk arasında eşit şekilde paylaşılır.

Boşanma kararı kesinleşmişse eski eş yasal mirasçı olamaz. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi hâlinde ise kanundaki şartları taşıyan mirasçılar, ölen eşin boşanma davasında kusurlu olduğunu ve boşanma sebebinin gerçekleştiğini tespit ettirmek suretiyle sağ kalan eşin mirasçılığını etkileyebilir.

04 Mal Rejimi Tasfiyesi ile Miras Paylaşımının Ayrılması

Sağ kalan eşin miras payı ile evlilik birliğinden doğan mal rejimi alacağı aynı hak değildir.

Eşler edinilmiş mallara katılma rejimine tabi ise ölümle birlikte önce mal rejiminin tasfiyesi gündeme gelir. Sağ kalan eşin katılma alacağı belirlendikten sonra miras bırakanın terekesi hesaplanır. Sağ kalan eş daha sonra bu tereke üzerinden ayrıca miras payını alır.

Örneğin evlilik sırasında edinilen ve tamamı miras bırakan adına kayıtlı bir taşınmazın bulunması, taşınmazın tamamının doğrudan terekeye gireceği anlamına gelmeyebilir. Öncelikle sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan alacağı araştırılır.

Miras yoluyla, bağışla veya evlilikten önce edinilen malvarlığı değerleri ise kural olarak kişisel maldır. Bununla birlikte kişisel ve edinilmiş mallar arasındaki katkılar, değer artış payı veya denkleştirme taleplerine neden olabilir.

05 Mirasçılık Belgesinin Alınması

Mirasçılık belgesi, mirasçıların kim olduğunu ve yasal miras paylarını gösteren belgedir. Uygulamada veraset ilamı olarak da adlandırılır.

Yasal mirasçılar, mirasçılık belgesini sulh hukuk mahkemesinden veya noterlikten alabilir. Yabancılık unsuru, nüfus kayıtlarındaki eksiklik, soybaşı uyuşmazlığı veya vasiyetname bulunması gibi durumlarda noter tarafından belge düzenlenemeyebilir ve mahkemeye başvurulması gerekebilir.

Mirasçılık belgesi:

  • Tapuda miras intikali yapılmasında,
  • Banka ve finans kuruluşlarındaki işlemlerde,
  • Araçların mirasçılara geçirilmesinde,
  • Şirket paylarına ilişkin işlemlerde,
  • Dava ve icra takiplerinde,
  • Vergi ve kamu kurumu işlemlerinde

kullanılabilir.

Belge, mirasçılık sıfatını kesin hüküm oluşturacak biçimde belirlemez. Belgedeki mirasçıların veya payların yanlış olduğu iddia ediliyorsa mirasçılık belgesinin iptali ve gerçeğe uygun yeni belge düzenlenmesi talep edilebilir. Noter tarafından verilen mirasçılık belgesine karşı sulh hukuk mahkemesine itiraz edilebilir.

06 Terekenin Tespiti ve Korunması

Miras bırakanın malvarlığının tam olarak bilinmemesi hâlinde tereke tespiti talep edilebilir. Tereke tespiti, malların mirasçılar arasında paylaştırılması anlamına gelmez. Amaç, ölüm tarihinde terekeye ait olan mal, hak, alacak ve borçların belirlenmesidir.

Tereke araştırmasında şu kayıtlar incelenebilir:

  • Tapu kayıtları
  • Banka hesapları ve kiralık kasalar
  • Araç kayıtları
  • Şirket payları ve ticaret sicili kayıtları
  • Vergi kayıtları
  • SGK ve emeklilik kayıtları
  • Menkul kıymet ve yatırım hesapları
  • İcra takipleri
  • Alacak ve borç belgeleri
  • Kira sözleşmeleri
  • Faturalar ve ticari defterler
  • Dijital hesaplar ve para ile ölçülebilen dijital varlıklar

Miras bırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alabilir. Terekenin mühürlenmesi, defterinin tutulması, belirli malların muhafaza altına alınması veya terekeye temsilci atanması somut olayın niteliğine göre gündeme gelebilir.

Özellikle mirasçılardan birinin tereke mallarını gizlediği, banka hesaplarından para çektiği veya taşınırları kaçırdığı iddia ediliyorsa gecikmeden delil ve koruma tedbirleri değerlendirilmelidir.

07 Tereke Borçlarından Mirasçıların Sorumluluğu

Miras bırakanın borçları ölümle ortadan kalkmaz. Mirası kabul eden mirasçılar, tereke borçlarından Türk Medeni Kanunu’ndaki esaslara göre sorumlu olur.

Mirasçılar, paylaşmaya kadar tereke borçlarından birlikte sorumludur. Alacaklı, şartları varsa borcun tamamı için mirasçılardan birine başvurabilir. Borcu payından fazla ödeyen mirasçı daha sonra diğer mirasçılara payları oranında başvurabilir.

Tereke borçları arasında şunlar bulunabilir:

  • Banka ve kredi borçları
  • Vergi borçları
  • Kredi kartı borçları
  • Kira ve aidat borçları
  • Ticari borçlar
  • İcra takiplerine konu borçlar
  • Kefaletten kaynaklanan sorumluluklar
  • Kesinleşmiş veya devam eden davalardan doğabilecek borçlar
  • Miras bırakanın haksız fiillerinden kaynaklanan tazminat borçları

Miras bırakanın yalnızca taşınmazlarına bakılarak mirasın borca batık olmadığı sonucuna varılmamalıdır. Taşınmazlar üzerindeki ipotek ve hacizler, devam eden icra takipleri ve kişisel kefaletler de araştırılmalıdır.

08 Mirasın Reddi

Mirasın reddi, mirasçının miras bırakanın malvarlığı ve borçlarından oluşan mirası kabul etmediğini kanuni usule göre açıklamasıdır.

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır. Beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Mirasın reddi süresi

Mirasın reddi için genel süre üç aydır. Yasal mirasçılar bakımından süre, kural olarak miras bırakanın ölümünü ve mirasçılık sıfatını öğrenme tarihinden itibaren başlar. Atanmış mirasçılar bakımından süre, tasarrufun kendilerine resmen bildirilmesiyle başlar.

Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Süresi içinde reddedilmeyen miras, kural olarak kayıtsız ve şartsız kazanılmış sayılır.

Mirasın kabul edildiğini gösteren işlemler

Mirasçı, ret süresi içinde tereke işlerine olağan yönetimin gerektirmediği ölçüde karışır, tereke mallarını gizler veya kendisine mal ederse mirası reddetme hakkını kaybedebilir.

Şu işlemler risk oluşturabilir:

  • Tereke parasını kişisel harcamalarda kullanmak
  • Miras kalan aracı satmak
  • Tereke malını kendi adına devretmek
  • Diğer mirasçılardan gizli şekilde para çekmek
  • Tereke mallarını saklamak veya eksik göstermek
  • Miras bırakanın malvarlığını sahiplenme iradesini açıkça ortaya koymak

Cenaze ve defin işlemleri, tereke mallarını korumaya yönelik zorunlu tedbirler veya bozulabilecek malların muhafazası tek başına her durumda mirasın kabulü anlamına gelmez. Yapılan işlemin kapsamı ve amacı birlikte değerlendirilir.

Mirasın hükmen reddedilmesi

Miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılabilir. Bu durum uygulamada mirasın hükmen reddi olarak adlandırılır.

Hükmen ret için yalnızca bazı borçların bulunması yeterli değildir. Miras bırakanın ölüm anındaki genel mali durumu ve borçlarını ödeme gücü araştırılır. İcra takipleri, aciz belgeleri, haciz kayıtları, banka borçları ve malvarlığının bulunmaması önemli delillerdir.

Bütün mirasçıların mirası reddetmesi

En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse tereke sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda borçlar ödendikten sonra bir değer kalırsa bu değer, mirası reddetmemiş olsalardı hak sahibi olacak kişilere verilir.

09 Vasiyetname ve Miras Sözleşmesi

Miras bırakan, kanunun izin verdiği sınırlar içinde ölümünden sonra malvarlığının kimlere ve nasıl geçeceğini belirleyebilir.

Ölüme bağlı tasarruflar başlıca iki şekilde yapılır:

  • Vasiyetname
  • Miras sözleşmesi

Vasiyetname tek taraflı bir işlemdir ve miras bırakan tarafından kanundaki şartlarla değiştirilebilir veya geri alınabilir. Miras sözleşmesi ise tarafların karşılıklı irade açıklamalarına dayanır ve tek taraflı olarak ortadan kaldırılması daha sınırlıdır.

10 Vasiyetname Türleri ve Geçerlilik Şartları

Türk Medeni Kanunu üç tür vasiyetname kabul eder:

  • Resmî vasiyetname
  • El yazılı vasiyetname
  • Sözlü vasiyetname

Resmî vasiyetname

Resmî vasiyetname, resmî memur ve iki tanığın katılımıyla düzenlenir. Resmî memur; sulh hâkimi, noter veya kanunla yetkilendirilmiş başka bir görevli olabilir.

Resmî vasiyetname özellikle yaşı ilerlemiş, sağlık sorunu bulunan veya ileride ehliyetsizlik iddiasıyla karşılaşma ihtimali yüksek kişiler bakımından ispat kolaylığı sağlar. Ancak resmî şekilde düzenlenmiş olması, vasiyetnamenin hiçbir şekilde iptal edilemeyeceği anlamına gelmez.

El yazılı vasiyetname

El yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar miras bırakanın kendi el yazısıyla yazılması, düzenlendiği yıl, ay ve günün gösterilmesi ve imzalanması gerekir.

Bilgisayarda yazılan, başka bir kişiye yazdırılan veya yalnızca imzalanan metin el yazılı vasiyetname şartlarını karşılamaz. Metnin bir kısmının başkası tarafından yazılması da geçerlilik sorunu doğurabilir.

Sözlü vasiyetname

Sözlü vasiyetname olağan bir vasiyetname yöntemi değildir. Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık veya savaş gibi olağanüstü sebepler yüzünden diğer vasiyetname türlerinden birinin düzenlenemediği durumlarda kullanılabilir.

Miras bırakan son arzularını iki tanığa anlatır ve tanıkları bu beyana uygun vasiyetname düzenlemekle görevlendirir. Olağanüstü durum ortadan kalktıktan sonra kanunda belirtilen süre boyunca diğer vasiyetname türlerinden birini yapma imkânı doğarsa sözlü vasiyetname geçerliliğini kaybedebilir.

Vasiyetname yapma ehliyeti

Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir. Miras sözleşmesi yapabilmek için ise kişinin ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmaması aranır.

Vasiyetname tarihindeki sağlık durumu önemlidir. Miras bırakanın ileri yaşta olması tek başına vasiyetnameyi geçersiz kılmaz. Esas olan, tasarrufun yapıldığı anda işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olup olmadığıdır.

11 Vasiyetnamenin Açılması ve Yerine Getirilmesi

Vasiyetnameyi elinde bulunduran kişi, miras bırakanın ölümünü öğrendiğinde belgeyi gecikmeksizin yetkili sulh hukuk mahkemesine teslim etmelidir.

Vasiyetname, geçerli olup olmadığına karar verilmeksizin mahkeme tarafından açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetnamenin açılması, içeriğindeki bütün tasarrufların geçerli olduğu veya hak sahiplerinin doğrudan mülkiyet kazandığı anlamına gelmez.

Vasiyetnameyle bir kişi:

  • Mirasın tamamına veya belirli bir oranına mirasçı atanabilir,
  • Belirli bir taşınmaz, para veya eşya kendisine bırakılabilir,
  • Bir yükümlülük altına sokulabilir,
  • Vakıf kurulması öngörülebilir,
  • Vasiyeti yerine getirme görevlisi atanabilir.

Atanmış mirasçı ile belirli mal vasiyeti alacaklısı aynı hukuki konumda değildir. Atanmış mirasçı terekeye külli halef olarak katılırken belirli mal bırakılan kişi, kural olarak kendisine bırakılan malın teslimini isteme hakkı kazanır.

12 Saklı Pay ve Miras Bırakanın Tasarruf Özgürlüğü

Miras bırakan, malvarlığı üzerinde sağlığında veya ölümünden sonra sonuç doğuracak şekilde tasarrufta bulunabilir. Ancak saklı paylı mirasçıların kanunla korunan paylarını ihlal edemez.

Saklı pay sahibi mirasçılar:

  • Altsoy
  • Anne ve baba
  • Sağ kalan eş

olarak belirlenmiştir.

Saklı pay oranları şunlardır:

  • Altsoy için yasal miras payının yarısı,
  • Anne ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
  • Sağ kalan eş için altsoy veya anne-baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı,
  • Sağ kalan eş için diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.

Kardeşlerin saklı payı bulunmaz. Miras bırakanın altsoyu, anne ve babası veya eşi bulunmadığı bir durumda kardeşleri yasal mirasçı olabilir; ancak geçerli bir vasiyetnameyle kardeşlerin miras payı ortadan kaldırılabilir.

Saklı pay, terekenin tamamı üzerinden doğrudan hesaplanan sabit bir oran değildir. Önce mirasçının yasal miras payı, ardından bu payın saklı kısmı belirlenir.

13 Tenkis Davası

Miras bırakanın yaptığı bağışlar veya ölüme bağlı tasarruflar saklı payı ihlal ediyorsa saklı paylı mirasçı tenkis davası açabilir.

Tenkis davası, tasarrufun tamamını geçersiz hâle getirmeyi değil, saklı payı ihlal eden kısmın kanuni sınıra indirilmesini amaçlar.

Tenkis hesabında:

  • Miras bırakanın ölüm tarihindeki malvarlığı,
  • Tereke borçları,
  • Cenaze giderleri,
  • Bakmakla yükümlü olunan kişilerin belirli giderleri,
  • Tenkise tabi sağlararası kazandırmalar,
  • Vasiyetname ve miras sözleşmesindeki tasarruflar

birlikte değerlendirilir.

Her bağış otomatik olarak tenkise tabi değildir. Bağışın ne zaman, kime, hangi amaçla ve hangi şartlarla yapıldığı incelenir.

Tenkis davası açma süresi

Tenkis davası açma hakkı, saklı paylı mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.

Her hâlde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılma tarihinden itibaren on yıllık süre uygulanır. Tenkis iddiası, şartları varsa süre geçmesine rağmen bir savunma olarak ileri sürülebilir.

Sürenin miras bırakanın ölüm tarihinden değil, bazı durumlarda ihlalin öğrenildiği veya vasiyetnamenin açıldığı tarihten başlaması mümkündür. Ancak öğrenme tarihi konusunda ispat uyuşmazlığı yaşanabileceğinden tasarruf öğrenildiğinde gecikmeden işlem yapılmalıdır.

14 Mirastan Çıkarma

Miras bırakan, saklı paylı bir mirasçıyı yalnızca kanunda belirtilen sebeplerden biri bulunuyorsa mirastan çıkarabilir.

Mirastan çıkarma şu durumlarda gündeme gelir:

  • Mirasçının miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi,
  • Mirasçının miras bırakana veya ailesine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi.

Mirastan çıkarma sebebi vasiyetnamede veya miras sözleşmesinde açıkça belirtilmelidir. Yalnızca “beni aramadığı için mirastan çıkarıyorum” şeklindeki genel bir ifade, davranışın kanundaki ağırlığa ulaşmadığı durumda yeterli olmaz.

Mirasçının itiraz etmesi hâlinde çıkarma sebebinin varlığını, çıkarmadan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısı ispatlar. Sebep belirtilmemiş veya ispatlanamamışsa tasarruf, çıkarılan mirasçının saklı payı dışında yerine getirilebilir.

Mirastan çıkarma ile bir kişiye hiç mal bırakmama aynı şey değildir. Saklı payı bulunmayan kardeş, amca, hala, dayı veya teyze gibi kişilerin miras hakkı vasiyetnameyle ortadan kaldırılabilir; bunun için kanundaki mirastan çıkarma sebeplerinin bulunması gerekmez.

15 Mirastan Yoksunluk

Mirastan yoksunluk, kanunda belirtilen ağır davranışları gerçekleştiren kişinin mirasçı veya vasiyet alacaklısı olamamasıdır.

Miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı şekilde öldürmek veya öldürmeye teşebbüs etmek, ölüme bağlı tasarruf yapmasını engellemek ya da vasiyetnameyi ortadan kaldırmak gibi davranışlar mirastan yoksunluk doğurabilir.

Mirastan yoksunluk kişiseldir. Yoksun kalan kişinin altsoyu, o kişi miras bırakandan önce ölmüş gibi mirasçı olabilir.

Miras bırakanın yoksunluk doğuran davranışı affetmesi, kanundaki şartlar kapsamında yoksunluğu ortadan kaldırabilir.

16 Mirastan Feragat Sözleşmesi

Mirastan feragat, miras bırakan ile ileride mirasçı olması beklenen kişi arasında yapılan bir miras sözleşmesidir. Miras bırakan hayattayken yapılır.

Feragat:

  • Bir karşılık alınarak,
  • Karşılıksız olarak

yapılabilir.

Bir karşılık alınarak yapılan feragat, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragat eden kişinin altsoyu bakımından da sonuç doğurur. Karşılıksız feragatin altsoya etkisi ise sözleşmenin içeriği ve kanuni hükümler çerçevesinde belirlenir.

“Babamdan hiçbir şey istemiyorum” şeklindeki sözlü açıklama mirastan feragat sözleşmesi değildir. Feragatin geçerli olabilmesi için miras sözleşmesinin resmî şekline uyulmalıdır.

Mirastan feragat ile miras payının devri de birbirinden farklıdır. Feragat, miras bırakan hayattayken yapılır. Miras payının devri ise miras açıldıktan sonra, mirasçılık sıfatı kazanıldıktan sonra gündeme gelir.

17 Miras Ortaklığı ve Tereke Mallarının Yönetimi

Birden fazla mirasçı bulunduğunda paylaşmaya kadar miras ortaklığı meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur.

Bu dönemde mirasçılardan biri, terekeye ait belirli bir taşınmazın veya aracın kendi payına düşen kısmını tek başına satamaz. Çünkü paylaşma yapılıncaya kadar mirasçıların belirli mallar üzerinde ayrı payları bulunmaz; hakları terekenin bütünü üzerindedir.

Tereke mallarının satılması, kiraya verilmesi veya üzerinde ayni hak kurulması gibi önemli işlemlerde kural olarak bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekir.

Mirasçılar arasında ciddi anlaşmazlık bulunuyorsa sulh hukuk mahkemesinden miras ortaklığına temsilci atanması istenebilir. Temsilci, kendisine verilen yetki çerçevesinde terekenin yönetimini ve haklarının korunmasını sağlar.

Mirasçılardan birinin terekeye ait taşınmazda tek başına oturması veya kira gelirlerini alması, diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz. Koşulları varsa kullanım bedeli, kira geliri veya ecrimisil talep edilebilir.

18 Miras Payının Devri

Bir mirasçı, miras açıldıktan sonra miras payını başka bir mirasçıya veya üçüncü kişiye devredebilir.

Mirasçılar arasında yapılacak miras payı devir sözleşmesinin yazılı olması gerekir. Üçüncü kişiyle yapılacak devir işlemi ise noterlikçe düzenlenmelidir.

Miras payının üçüncü kişiye devredilmesi, üçüncü kişiyi doğrudan mirasçı yapmaz. Üçüncü kişi, paylaşma sonucunda devreden mirasçıya düşecek payın kendisine verilmesini talep etme hakkı kazanır.

Belirli bir taşınmazdaki miras hissesinin tapudan devri ile terekenin bütünü üzerindeki miras payının devri aynı işlem değildir. Sözleşmenin hangi hakkı kapsadığı açıkça belirlenmelidir.

19 Mirasın Paylaşılması

Mirasçılar, paylaşmanın ertelenmesini gerektiren kanuni veya sözleşmesel bir engel bulunmadıkça mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

Paylaşma:

  • Mirasçıların anlaşmasıyla,
  • Mahkeme kararıyla

gerçekleştirilebilir.

Mirasçılar bütün tereke mallarının kimlere verileceği konusunda anlaşırsa yazılı miras paylaşma sözleşmesi düzenleyebilir. Taşınmazların devri için paylaşma sözleşmesinin ardından tapu işlemlerinin de tamamlanması gerekir.

Paylaşmada mirasçıların yasal veya atanmış miras payları esas alınır. Miras bırakanın geçerli paylaşma kuralları veya vasiyetleri bulunuyorsa bunlar da dikkate alınır.

Aynen paylaşma

Tereke malının bölünmesi mümkünse aynen paylaşma yapılabilir. Örneğin birden fazla taşınmazın bulunduğu terekede, değer farkları para ödemesiyle dengelenerek taşınmazlar farklı mirasçılara bırakılabilir.

Satış yoluyla paylaşma

Malın bölünmesi mümkün değilse veya bölünme önemli değer kaybına neden olacaksa satış yoluyla paylaşma gündeme gelir. Satış sonucunda elde edilen para mirasçılar arasında payları oranında dağıtılır.

Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde paylaşma veya ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.

20 Mirasta Denkleştirme

Miras bırakanın sağlığında bazı mirasçılarına yaptığı kazandırmalar, miras paylaşımında denkleştirmeye tabi olabilir.

Denkleştirmenin amacı, özellikle altsoy arasında miras bırakanın sağlığında yapılan karşılıksız kazandırmalar nedeniyle oluşan dengesizliği gidermektir.

Denkleştirmeye konu olabilecek işlemler şunlardır:

  • Çeyiz veya kuruluş sermayesi verilmesi
  • Bir çocuğun ev veya işyeri edinmesi için para verilmesi
  • Mirasçının borcunun ödenmesi
  • Karşılıksız taşınmaz devri
  • İş kurması için önemli sermaye sağlanması
  • Malvarlığının karşılıksız şekilde devredilmesi

Her hediye veya aile içi yardım denkleştirmeye tabi değildir. Olağan eğitim ve öğrenim giderleri ile ekonomik durumla uyumlu hediyeler farklı değerlendirilebilir.

Miras bırakan, yaptığı kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmayacağını açıkça belirtebilir. Ancak bu açıklama saklı pay kurallarını ortadan kaldırmaz. Kazandırma denkleştirme dışında bırakılmış olsa bile saklı payı ihlal ediyorsa tenkis gündeme gelebilir.

21 Muris Muvazaası ve Mirastan Mal Kaçırma

Muris muvazaası, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesidir.

Her bağış veya düşük bedelli satış muris muvazaası değildir. Miras bırakan, sağlığında malvarlığı üzerinde tasarruf edebilir. Davanın kabulü için görünürdeki işlem ile tarafların gerçek iradesi arasındaki farklılığın ve mirasçılardan mal kaçırma amacının ortaya konulması gerekir.

Mahkemeler değerlendirme yaparken şu olguları inceler:

  • Miras bırakanın mal satmaya ihtiyacının bulunup bulunmadığı
  • Alıcının ödeme gücü
  • Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği
  • Tapudaki bedel ile gerçek değer arasındaki fark
  • Miras bırakan ile alıcı arasındaki ilişki
  • Miras bırakanın diğer mirasçılarla ilişkisi
  • Taşınmazın devirden sonra kim tarafından kullanıldığı
  • Miras bırakanın toplam malvarlığı
  • Aile içindeki olaylar ve devir tarihinde mevcut koşullar

Yargıtay uygulamasında resmi sicile bağlı taşınmazların görünüşte satış, gerçekte bağış amacıyla devredildiği iddialarında işlemin gerçek iradesi ve mirasçılardan mal kaçırma amacı araştırılır.

Muris muvazaası ispatlanırsa tapu kaydının miras payı oranında iptali ve mirasçı adına tescili talep edilebilir. Dava, tapuda malik görünen kişiye ve taşınmaz sonradan devredilmişse somut duruma göre yeni malike karşı yöneltilir.

Muris muvazaasına dayalı davalara on yıllık süre getirilmesine ilişkin kanun teklifi 31 Temmuz 2026 itibarıyla TBMM Adalet Komisyonundadır ve yürürlükteki kanun hâline gelmemiştir. Bu nedenle teklif metni mevcut bir dava süresi olarak uygulanamaz.

22 Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetname veya miras sözleşmesi kanunda belirtilen sebeplerden biriyle sakatsa ölüme bağlı tasarrufun iptali talep edilebilir.

Başlıca iptal sebepleri şunlardır:

  • Tasarruf sırasında miras bırakanın ehliyetsiz olması
  • Tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılması
  • İçeriğin hukuka veya ahlaka aykırı olması
  • Kanundaki şekil şartlarına uyulmaması

İptal davası ile tenkis davası birbirinden farklıdır. İptal davasında tasarrufun geçerliliği tartışılır. Tenkis davasında ise geçerli bir tasarrufun saklı payı aşan kısmının azaltılması istenir.

İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde kullanılmalıdır. Kanunda iyiniyetli ve kötüniyetli davalılara göre ayrıca on ve yirmi yıllık üst süreler düzenlenmiştir. Bu süreler somut olayda tasarrufun açılma tarihi ve davalının iyiniyeti dikkate alınarak hesaplanır.

23 Miras Sebebiyle İstihkak Davası

Terekeye veya tereke malına mirasçı olmadığı hâlde zilyet olan kişiye karşı miras sebebiyle istihkak davası açılabilir.

Davacı, üstün mirasçılık hakkına dayanarak:

  • Tereke malının teslimini,
  • Haksız zilyedin elde ettiği gelirlerin verilmesini,
  • Koşulları varsa zararların giderilmesini

talep edebilir.

Davanın konusu bütün tereke olabileceği gibi belirli bir tereke malı da olabilir. Davacının mirasçılık sıfatını ve davalının malı mirasçılık iddiasıyla veya terekeye dayalı olarak elinde bulundurduğunu ispatlaması gerekir.

24 Miras Davalarında Deliller

Miras uyuşmazlıklarında nüfus ve tapu kayıtları önemli olmakla birlikte her dava yalnızca resmî kayıtlarla çözülemez.

Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Nüfus kayıtları
  • Mirasçılık belgesi
  • Tapu kayıtları ve tedavüllü tapu kayıtları
  • Banka hesap hareketleri
  • Noter senetleri
  • Vasiyetname ve miras sözleşmeleri
  • Sağlık ve hastane kayıtları
  • Adli Tıp raporları
  • Satış ve ödeme belgeleri
  • Vergi kayıtları
  • Ticaret sicili ve şirket kayıtları
  • Kira sözleşmeleri
  • İcra dosyaları
  • Mesaj ve e-postalar
  • Fotoğraf ve video kayıtları
  • Tanık beyanları
  • Bilirkişi incelemesi
  • Keşif ve gayrimenkul değerleme raporları

Muris muvazaası gibi davalarda mirasçılar üçüncü kişi konumunda olduklarından muvazaa iddialarını tanık dâhil çeşitli delillerle ispatlayabilir. Buna karşılık miras bırakanın taraf olduğu bir sözleşmenin niteliği, resmî şekil ve yazılı delil kuralları ayrıca dikkate alınır.

Vasiyetname ehliyeti uyuşmazlığında yalnızca ölümden kısa süre önce alınmış tek bir sağlık raporu yeterli olmayabilir. Miras bırakanın tasarruf tarihindeki sağlık kayıtları, kullandığı ilaçlar, hekim değerlendirmeleri ve tanık anlatımları birlikte incelenir.

25 Arabuluculuk ve Miras Davası Süreci

Bütün miras uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk bulunmaz.

Taşınır veya taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Mirasçılar, paylaşılacak tereke malları konusunda arabuluculukta anlaşabilir. Taşınmaz devri içeren anlaşmalarda tapu ve icra edilebilirlik şerhine ilişkin özel kurallara uyulmalıdır.

Buna karşılık şu uyuşmazlıklar yalnızca miras hukukundan kaynaklandığı için kendiliğinden zorunlu arabuluculuğa tabi değildir:

  • Mirasçılık belgesinin alınması
  • Mirasın reddi
  • Vasiyetnamenin açılması
  • Vasiyetnamenin iptali
  • Tenkis davası
  • Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali
  • Mirastan yoksunluğun tespiti
  • Terekenin korunmasına ilişkin çekişmesiz yargı işleri

Taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.

26 Miras Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, talebin niteliğine göre değişir.

Kural olarak:

  • Mirasçılık belgesinin verilmesi: Sulh hukuk mahkemesi
  • Mirasın reddi: Sulh hukuk mahkemesi
  • Vasiyetnamenin açılması: Sulh hukuk mahkemesi
  • Terekenin korunması ve tespiti: Sulh hukuk mahkemesi
  • Mirasın paylaşılması ve ortaklığın giderilmesi: Sulh hukuk mahkemesi
  • Vasiyetnamenin iptali: Asliye hukuk mahkemesi
  • Tenkis davası: Asliye hukuk mahkemesi
  • Muris muvazaasına dayalı tapu iptali: Asliye hukuk mahkemesi
  • Miras sebebiyle istihkak: Asliye hukuk mahkemesi

Miras bırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaşılması ve miras sebebiyle istihkak davalarında miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi önem taşır. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olabilir.

Yanlış mahkemede dava açılması, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesine ve sürecin uzamasına neden olabilir.

Sık Yapılan Hatalar

Miras sürecinde hak kaybına yol açabilen işlemler

Terekenin araştırılmaması, sürelerin kaçırılması veya sözlü anlaşmalara güvenilmesi mirasçılar bakımından önemli hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurabilir.

01

Tereke araştırılmadan miras mallarının kullanılması

Miras bırakanın yalnızca görünen malları dikkate alınarak işlem yapılması, bilinmeyen borçların daha sonra mirasçılara yöneltilmesine neden olabilir. Mirasın reddi düşünülüyorsa tereke malı üzerinde sahiplenme anlamına gelebilecek işlemlerden kaçınılmalıdır.

02

Üç aylık ret süresinin kaçırılması

Mirasçılık belgesi alınmaması, ret süresinin başlamasını otomatik olarak engellemez. Süre, kural olarak ölümün ve mirasçılığın öğrenilmesiyle başlar.

03

Sözlü miras paylaşımına güvenilmesi

Mirasçıların aile içinde sözlü olarak anlaşması, özellikle taşınmazlar bakımından tek başına yeterli değildir. Paylaşmanın yazılı hâle getirilmesi ve tapu işlemlerinin tamamlanması gerekir.

04

Bütün mirasın yalnızca tapu kayıtlarından ibaret sanılması

Banka hesapları, şirket payları, alacaklar, araçlar, fikrî haklar ve borçlar da terekeye dâhil olabilir.

05

Sağ kalan eşin yalnızca miras payının hesaplanması

Önce mal rejiminin tasfiyesi yapılmadan sağ kalan eşin toplam hakkı doğru belirlenemez. Mal rejimi alacağı ile miras payı ayrı ayrı hesaplanmalıdır.

06

Her bağışın muris muvazaası sayılması

Miras bırakanın bir çocuğuna bağış yapması tek başına muris muvazaası değildir. İşlemin görünüşte satış olarak yapılması, gerçek iradenin bağış olması ve mirasçılardan mal kaçırma amacı bulunması gerekir. Açık bağışlar bakımından saklı pay ve tenkis kuralları değerlendirilir.

07

Tenkis ile tapu iptalinin aynı talep sanılması

Tenkis, geçerli tasarrufun saklı payı aşan kısmını azaltır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ise görünürdeki işlemin geçersizliğine dayanır.

08

Vasiyetnamenin bulunduğu yerde saklanması

El yazılı vasiyetnamenin miras bırakanın ölümünden sonra bulunamaması veya yok edilmesi riski vardır. Vasiyetnamenin güvenli biçimde muhafaza edilmesi ve gerektiğinde resmî saklama imkânlarından yararlanılması gerekir.

09

Miras kalan taşınmazın tek mirasçı tarafından satılması

Paylaşma yapılmadan terekeye ait taşınmaz üzerinde mirasçılardan biri tek başına tasarruf edemez. Diğer mirasçıların katılımı veya usulüne uygun temsil gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Miras hukukunda merak edilenler

Miras payları, sağ kalan eş, mirasın reddi, vasiyetname, saklı pay, paylaşma ve tereke mallarının kullanımı hakkında sıklıkla yöneltilen sorular.

Kız ve erkek çocukların miras payı farklı mıdır?

Hayır. Kız ve erkek çocuklar yasal mirasçılık bakımından eşit pay alır. Çocuklardan birinin evli olması, başka şehirde yaşaması veya aileyle daha az görüşmesi payını değiştirmez.

Eş ve çocuklar birlikte mirasçıysa miras nasıl paylaşılır?

Sağ kalan eş mirasın dörtte birini alır. Kalan dörtte üçlük bölüm çocuklar arasında eşit şekilde paylaşılır.

Üvey çocuk, üvey anne veya babasına mirasçı olur mu?

Üvey çocuk, evlat edinme veya ölüme bağlı tasarruf bulunmadıkça üvey anne ya da babasının yasal mirasçısı değildir. Kendi biyolojik anne ve babasına mirasçılığı devam eder.

Evli çocuğun eşi, kayınvalidesinden veya kayınpederinden miras alır mı?

Hayır. Gelin veya damat, eşinin anne ve babasının yasal mirasçısı değildir. Ancak vasiyetnameyle kendisine mal bırakılabilir. Miras alan eş daha sonra ölürse aldığı mal kendi mirasçılarına geçebilir.

Miras bırakan bütün malını tek çocuğuna bırakabilir mi?

Miras bırakan tasarruf edilebilir kısım üzerinde istediği kişiye kazandırmada bulunabilir. Ancak diğer çocukların saklı payları ihlal edilmişse tenkis davası açılabilir.

Kardeş tamamen miras dışında bırakılabilir mi?

Evet. Kardeşin saklı payı bulunmaz. Miras bırakan geçerli bir vasiyetnameyle tasarruf edebileceği malvarlığının tamamını başka kişilere bırakırsa kardeş yasal miras payı alamayabilir.

Miras bırakanın borcu varsa çocukları ödemek zorunda mıdır?

Miras reddedilmemişse mirasçılar tereke borçlarından sorumlu olabilir. Borç şüphesi varsa üç aylık ret süresi içinde terekenin mal ve borçları araştırılmalıdır.

Mirasın reddi için bütün mirasçıların birlikte başvurması gerekir mi?

Hayır. Her mirasçı kendi adına mirası reddedebilir. Bir mirasçının reddi, diğer mirasçıların da mirası reddettiği anlamına gelmez.

Mirasın yalnızca borçları reddedilip malları alınabilir mi?

Hayır. Mirasın reddi kayıtsız ve şartsızdır. Mirasçı malları kabul edip yalnızca borçları reddedemez.

Miras kalan evde oturan mirasçı kira öder mi?

Tek başına kullanım her durumda otomatik olarak kira borcu doğurmaz. Diğer mirasçıların kullanımının engellenmesi, açık talep veya ihtar, taşınmazın kullanım biçimi ve paydaşlar arasındaki ilişki değerlendirilir. Şartları varsa kullanım bedeli veya ecrimisil talep edilebilir.

Noterde düzenlenmeyen el yazılı vasiyetname geçerli olur mu?

Kanundaki şartları taşıyorsa geçerli olabilir. Metnin tamamı miras bırakanın el yazısıyla yazılmalı, düzenleme tarihi yıl, ay ve gün olarak gösterilmeli ve imzalanmalıdır.

Mirasçılardan biri paylaşımı kabul etmezse ne yapılabilir?

Önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmalıdır. Anlaşma sağlanamazsa sulh hukuk mahkemesinde mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi davası açılabilir.

Mirasçılık belgesinde yanlış kişi bulunuyorsa ne yapılabilir?

Mirasçılık belgesinin iptali ve doğru mirasçıları gösteren yeni bir belge düzenlenmesi talep edilebilir. Noter tarafından verilen belgeye karşı sulh hukuk mahkemesine başvurulur.

Miras bırakan sağlığında sattığı mallar mirasa geri döner mi?

Gerçek ve geçerli bir satış varsa mal kural olarak terekeye dönmez. İşlem görünüşte satış ancak gerçekte bağış niteliğindeyse ve mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa muris muvazaası; açık bağış saklı payı ihlal ediyorsa tenkis hükümleri gündeme gelebilir.

Işıtan Hukuk Bürosu

Miras sürecindeki hukuki adımları doğru yapılandırın

Mirasçılık ve tereke işlemleri, mirasın reddi, vasiyetname, saklı pay, tenkis, mirasın paylaşılması, muris muvazaası ve miras davaları hakkında iletişime geçebilirsiniz.

İletişime Geçin
Scroll to Top